Fransa parlamentosunda görüşülen ve tıbbi destekli ölüm hakkını düzenleyen yasa tasarısı, ülkedeki siyasi aktörler ile sivil toplum kuruluşları arasında ciddi bir etik ayrışmaya yol açtı. İlericilik ve onurlu ölüm hakkı temelinde savunulan tasarı, özellikle engelli hakları savunucuları ve sağlık profesyonelleri tarafından sert bir şekilde eleştiriliyor.
Yasama Süreci ve İçerik
Sosyalist Parti tarafından meclise sunulan ve 11 Mart 2025'te komisyon çalışmalarına başlanan kanun teklifi, 30 Haziran 2026 tarihinde Ulusal Meclis'te kabul edilerek Senato'ya gönderildi. Tasarının yasalaşması için kritik öneme sahip nihai oylamanın 15 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleştirilmesi bekleniyor.
Önerilen yasa, ileri veya terminal aşamadaki, tedavisi mümkün olmayan ağır hastalıklara sahip yetişkinler için tıbbi destekli ölüm hakkı tanıyor. Düzenlemeden yararlanabilmek için hastanın 18 yaşından büyük olması ve Fransa'da ikamet etmesi şartı aranıyor. Ayrıca, sağlık ekibinin hastanın sürekli ve dayanılmaz ağrılar çektiğini teyit etmesi gerekiyor. Öte yandan, yalnızca psikolojik acı çeken bireyler tasarının kapsamı dışında tutuldu.
Siyasi ve Toplumsal Tepkiler
Tasarı, geleneksel siyasi kutuplaşmanın ötesine geçerek sol kesimde de çatlaklar oluşturdu. Jean-Luc Mélenchon liderliğindeki Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) hareketi, tasarıyı tarihi bir başarı olarak nitelendirirken, Sağlamcılık Karşıtı Sol Cephe (FGA) gibi yapılar tasarının ilericilik maskesi altında sosyal baskıları görmezden geldiğini savunuyor.
Sağlık sektörü temsilcileri de endişelerini dile getiriyor. Fransız Palyatif Bakım ve Destek Derneği (SFAP), ölüm taleplerinin nadiren mutlak olduğunu belirterek yasanın gerekliliğini sorguluyor. Tasarıyı destekleyen Onurlu Ölme Hakkı Derneği (ADMD) ise mevcut metnin dışlayıcı kriterler içerdiğini savunarak eleştirilerini dile getiriyor.
Yasa tasarısı, sürece dahil olmak istemeyen sağlık çalışanları için bir vicdani ret maddesi de içeriyor. Bu madde uyarınca, talebi reddeden sağlık personelinin hastayı başka bir uzmana yönlendirmesi zorunlu tutuluyor. Fransa gündeminin en sıcak etik tartışmalarından biri haline gelen bu düzenleme, 15 Temmuz'daki nihai oylamaya kadar kamuoyunun odağında kalmaya devam edecek.