The Jerusalem Post gazetesinde yayımlanan kapsamlı bir analiz, Türkiye'nin savunma sanayisindeki dönüşümünü ve F-35 programına olası dönüşünü mercek altına aldı. Analizde, Türkiye'nin askeri bir tehdit oluşturmak için F-35 uçaklarına ihtiyaç duymadığı, ülkenin son on yılda kendi yerli savunma altyapısını inşa etmeye odaklandığı ifade edildi.
Yerli Üretimin Gücü
Türkiye'nin dışa bağımlı bir konumda müzakere etmediğine dikkat çekilen yazıda, Ankara'nın Libya gibi sahalarda sergilediği performans örnek gösterildi. Bayraktar TB2 insansız hava araçları ve yerli elektronik harp sistemlerinin, Türkiye'nin askeri kapasitesini belirleyen temel unsurlar olduğu vurgulandı. Bu bağlamda, F-35 satışının Türkiye'ye yeni bir yetenek kazandırmaktan ziyade, halihazırda test edilip ihraç edilen yeteneklerin teyit edilmesi anlamına geleceği savunuldu.
İsrail'in Endişeleri
Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil olabileceğine dair sinyaller İsrail tarafında rahatsızlık yarattı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD medyasına verdiği demeçlerde Türkiye'nin bu uçaklara erişimine karşı olduklarını açıkça dile getirdi. Ayrıca İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Tel Aviv yönetiminin bu süreci engellemek amacıyla Washington ile diplomatik kanallar üzerinden yoğun bir iletişim yürüttüğünü belirtti. İsrailli güvenlik planlamacıları, Türkiye'nin savunma teknolojilerine erişiminin genişlemesi durumunda bölgesel dengelerin nasıl değişeceğini yakından takip etmeye devam ediyor.