ABD merkezli Foreign Policy dergisinde yayımlanan bir analiz, Avrupa ülkelerinin yaklaşan NATO zirvesine yönelik endişeli bekleyişini gözler önüne serdi. Kıta liderlerinin, zirvenin sakin ve sorunsuz geçmesi için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın diplomatik etkisine ihtiyaç duyduğu ifade ediliyor. Özellikle Donald Trump ile kurulan güçlü kişisel iletişimin, Washington kaynaklı olası gerilimleri yatıştırmada bir sigorta işlevi görebileceği düşünülüyor.
Alman basınından Frankfurter Allgemeine Zeitung ise Türkiye'nin savunma alanındaki atılımlarını mercek altına aldı. Haberde, Türk savunma şirketlerinin teknolojik yetkinlikleri ve üretim kapasiteleri sayesinde Avrupa'nın savunma mimarisinde stratejik bir ortak haline geldiği vurgulandı. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin ASELSAN ziyareti sırasında Türk savunma sanayisindeki gelişmelere yönelik övgü dolu ifadeleri, bu değişimin somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar, Avrupa'nın savunma sanayisinde ciddi bir insan kaynağı sorunuyla karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Kıta genelinde genç neslin savunma sektöründe çalışmaya mesafeli durması, üretim kapasitesini olumsuz etkiliyor. Buna karşılık Türkiye'de en yetenekli mühendislerin savunma teknolojilerine yönelmesi, Ankara'yı İHA, SİHA ve elektronik sistemler gibi alanlarda Avrupa için vazgeçilmez bir tedarikçi konumuna taşıyor. Nico Lange gibi güvenlik uzmanları, Türk şirketlerinin Avrupa'daki büyük savunma projelerinde ana tedarikçi rolünü üstlenebileceğine dikkat çekiyor.
Türkiye'nin NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip olması ve Karadeniz'deki stratejik konumu, Ankara'nın güvenlik mimarisindeki ağırlığını daha da artırıyor. Fransa ve Yunanistan gibi bazı ülkelerin çekincelerine rağmen, Türkiye'nin Montrö Sözleşmesi'ndeki yetkileri ve enerji güvenliğindeki rolü, Batı dünyası için Ankara'yı kalıcı bir aktör kılıyor. Zirve sürecinde Türkiye'nin hem ABD ile olan dengeleri koruması hem de Avrupa'nın güvenlik beklentilerine yanıt vermesi bekleniyor.