Çocuklarda besin tüketimi sonrası ortaya çıkan kurdeşen, şişme, kusma, öksürük ve nefes darlığı gibi semptomlar, besin alerjisinin önemli göstergeleri arasında yer alıyor. Çocuk Alerji Hastalıkları ve İmmünolojisi Uzmanı Doç. Dr. Pınar Gökmirza, bu belirtilerin yanı sıra ishal, egzama veya dışkıda kan ve mukus görülmesi gibi durumların da alerjik reaksiyonlarla bağlantılı olabileceğine dikkat çekiyor.
Tanı sürecinde klinik öykü esastır
Besin alerjisi tanısında en kritik unsurun çocuğun ayrıntılı klinik öyküsü olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Gökmirza, sadece kan veya deri testlerine bakılarak tanı konulamayacağını ifade ediyor. Testlerin tanı sürecinde yardımcı araçlar olduğunu belirten uzman, bir besine karşı duyarlılık saptanmasının, çocuğun o gıdayı tükettiğinde mutlaka reaksiyon göstereceği anlamına gelmediğini belirtiyor. Tanı sürecinde test sonucunun klinik hikâye ile ne kadar örtüştüğü büyük önem taşıyor.
Gereksiz diyet kısıtlamaları gelişim riski taşıyor
Uzmanlar, ailelerin kulaktan dolma bilgilerle veya korkuyla çocuklarının beslenme düzeninden temel gıdaları çıkarmasının ciddi sakıncaları olduğunu hatırlatıyor. Süt, yumurta ve buğday gibi temel besinlerin gereksiz yere diyetten çıkarılması, çocukların büyüme ve gelişim süreçlerini olumsuz etkileyebiliyor. Doç. Dr. Gökmirza, alerji şüphesi durumunda mutlaka bir hekim kontrolünde ilerlenmesi gerektiğini belirterek, temel hedefin çocuğu gerçek risklerden korurken dengeli beslenmesini sağlamak olduğunu vurguluyor.
Özellikle emziren annelerin ve çocukların hayatından çok sayıda besini çıkarmak yerine, öncelikle doğru tanının konulması ve gerçek risklerin belirlenmesi gerektiği ifade ediliyor. Bilinçsizce uygulanan kısıtlamalar, hem beslenme zorluklarına yol açmakta hem de çocuğun normal gelişimini sekteye uğratabilmektedir.