Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, ASELSAN Gölbaşı Yerleşkesi'nde gerçekleştirilen ve Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) Savunma Sanayii Akademi tarafından düzenlenen Savunma Sanayii İnsan Yönetimi Olgunluk Modeli (İYOM) Lansman Toplantısı'nda konuştu.
Savunma sanayisinde başarının yalnızca platform üretmek, ileri teknoloji geliştirmek veya ihracat rakamlarını artırmak olmadığını söyleyen Görgün, "Bütün bunların arkasında güçlü bir insan yönetimi, olgunlaşmış kurumlar, derinleşmiş yetkinlikler ve sürdürülebilir bir ekosistem varsa gerçek anlamda stratejik başarıdan söz edebiliriz. Bu dönüşümü yakalayan ülkeler, kendi güvenlik mimarilerini, sanayi politikalarını, veri altyapılarını, üretim kapasitelerini ve stratejik karar alma süreçlerini güçlü, esnek ve bağımsız bir zemine taşıyabilecek." diye konuştu.
Görgün, bu nedenle bu teknoloji alanlarını millileştirecek insan kıymetine sahip olmanın, kurumsal verimlilik konusu olmanın ötesinde, doğrudan doğruya bir milli güvenlik meselesi olduğunu vurguladı.
Haluk Görgün, savunma sanayisinde görev alan insan kaynağının bu anlamda büyük bir önem taşıdığını ifade ederek, şunları kaydetti:
"Bugün savunma sanayisinde görev alan insan kıymetimizin yazdığı her kodda, tasarladığı her sistemde, geliştirdiği her platformda Türkiye'nin bağımsızlık iradesi, medeniyetimizin stratejik aklı ve gelecek vizyonu bulunmaktadır. Bugün savunma sanayisinde inovasyonun kimi alanlarda haftalarla, hatta günlerle ölçüldüğü bir dünyadan söz ediyoruz. Kriz anında hızlı ölçeklenebilen, tedarik zincirini sürdürebilen, üretim kapasitesini artırabilen ve sahadan gelen ihtiyaçlara çevik biçimde cevap verebilen ülkeler öne çıkıyor.
Önümüzdeki dönemde savunma sanayisinin gücünü yalnızca tek tek şirketlerimizin başarıları değil, bu başarıların ortak hedefler etrafında bütünleşmesi, yetkinliklerin birbirini tamamlaması ve kurumsal kapasitelerin entegre biçimde gelişmesi belirleyecektir. Bu nedenle birlikte hareket eden, birbirinden öğrenen, kapasitesini ortak akılla büyüten ve insan kıymetini bütün ekosistemin stratejik gücü olarak gören bir yaklaşımı daha da güçlendirmek zorundayız."