Son günlerde ülkemizde okullarda yaşanan şiddet olayları eğitim sistemimize tekrar bakmayı zorunlu kıldı. İyi bir insan olmak mı? İyi bir vatandaş olmak mı? Bu soru, felsefe ve siyaset teorisini ilgilendirdiği kadar günümüzde eğitim felsefesini de ilgilendiren konulardan biri olarak karşımızda durmaktadır.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki sosyolojik açıdan, her toplumsal sistem kendi işleyişine uygun insan tipini üretir. Bu bağlamda, modern toplumun ürettiği insan tipi ile geleneksel toplumun insan tipi arasında köklü farklılıklar bulunmaktadır. Bu iki insan tipi, değer sistemleri, dünya görüşleri ve toplumsal rolleri açısından birbirleriyle karşılaştırılamayacak düzeyde ayrışmıştır. İyi bir insan ile iyi bir vatandaş arasındaki farkları verdikten sonra günümüz eğitim sisteminin amacına değineceğim.

Erdemli/iyi bir insan; dürüst, adaletli, empati kurabilen, merhamet gibi evrensel değerlere bağlı kişidir. Erdemli kişi, ahlaki davranışını herhangi bir dış otoriteye değil içsel bir ahlak yasasına dayandırır. Erdemli davranış onun için bir kural değil, bir varoluş biçimidir. Ahlaki değerleri hangi ülkede, nerede olursa olsun değişmez. Vicdanına aykırı gelen bir kurala, yasa da olsa uymayabilir. Yanlış bulduğu bir yasayı, yasa olduğu için değil doğru olduğu için uygular, yanlış bulduğunu ise reddeder.

İyi vatandaş ise devlete ve topluma karşı borçlu olduğunu düşündüğü yükümlülükleri yerine getirir. Ülkesine ve çevresindeki insanlara karşı üzerine düşeni yapar. Yasalara uyar, vergi öder, oy kullanır. Toplumsal düzeni korumaya katkıda bulunur. İyi vatandaşlık rejime göre değişebilir. Bazen körü körüne itaat de iyi vatandaşlık sayılabilir. Rejimin ve devletin kurallarına uymak önemlidir. Rejimin istediği tipte bir kişi olmak. İyi vatandaş olmak, iyi insan olmayı gerektirmez.

Kısaca erdemli insan olmak içten gelen bir erdem meselesidir; iyi vatandaş olmak ise dışarıdan tanımlanan bir rol ve görev meselesidir. Peki, bunu neden anlatıyorum? Bugün okullarımızda mevcut eğitim sistemi hangi görevi üstlenmektedir? Ya da mevcut eğitim sisteminin önceliği nedir? Erdemli insan yetiştirmek mi? İyi vatandaş yetiştirmek mi? Bu soruya bir de veliler açısından bakarsak: Günümüzde veliler çocuklarını hangi saik ile okula göndermektedir ve öncelikleri nelerdir? Başka bir ifadeyle veliler çocuklarını iyi bir insan olsun diye mi, yoksa iyi bir meslek sahibi olsun diye mi gönderiyorlar? Cevabı hepimizin malumudur.

Eğitim sistemimizin kendi kültürel kodlara dayanmadığı, Tanzimat'la başlayan materyalist ve pozitivist bir anlayışla şekillendiği, insanı ruh, ahlak ve anlam boyutundan kopardığı, Batı'yı rol model alan, insanı değil sistemi ve rejimi koruma refleksiyle hareket ettiği bilinen bir gerçektir. Bunu 1739 sayılı “Millî Eğitim Temel Kanunu”nda “Türk Millî Eğitiminin genel amaçları”ına bakan herkes görebilir.