(ANKARA)- Ankara Ticaret Odası (ATO) tarafından bu yıl beşincisi gerçekleştirilen Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları'nın birinci gününde, sanatçılar Demet Akbağ, Yılmaz Erdoğan ve Oktay Kaynarca "Nasıl Efsane Oldular? İsmi Marka Olanlar" panelinde bir araya geldi.
"Nasıl Efsane Oldular? İsmi Marka Olanlar" paneli, Tarih TV Yönetim Kurulu Başkanı Mükremin Atmaca moderatörlüğünde, oyuncular Demet Akbağ, Oktay Kaynarca ve Yılmaz Erdoğan'ın katılımı ile ATO Congresium Oditorium Salonu'nda gerçekleşti. Moderatör Atmaca'nın nasıl marka olduklarına ilişkin sorusunu cevaplayan Yılmaz Erdoğan, marka olmanın temelinde güven yattığını anlattı."
Televizyon dizisi olarak gerçekleştirdiği son çalışmasından bahseden Erdoğan, dizinin neden sonlandırıldığına ilişkin bir soruyu cevaplandırırken, dizi sürelerinin uzunluğundan yakındı. Yapım süreçlerinin yalnızca ticari motivasyonlarla şekillenmemesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, sektörün reklam ve maliyet dengesi içinde zorlandığını anlattı. Erdoğan, "Kaliteden ödün veriyoruz. İnsanlar aynı akşam tek bir uzun dizi izleyeceğine iki ayrı iş seyretmeli, çeşitlilik artmalı. Bu sorunu Ankara Ticaret Odası önderliğinde çözeceğiz, başkanıma güveniyoruz" dedi.
Panelde konuşan sanatçı Demet Akbağ, efsane olmanın bir formülü olmadığını, temel motivasyonun "sevdiği işi, sevdiği şekilde yapmak" olduğunu vurguladı. Akbağ, kariyer yolculuğundaki prensiplerini dile getirirken, "Hiçbir zaman 'ne yaparsam efsane olurum' diyerek yola çıkmadım. Önemli olan o güven duygusunu inşa etmek ve seyirciye mahcup olmamak. Tanınırlık gerektiren bir iş yapıyoruz bunu ne kadar hazmedebiliyorsanız o kadar doğru ilerliyorsunuz. Aslında hata yapmaktan korkmak, isme sahip çıkmayı ve kendinize dışarıdan bakabilmeyi beraberinde getiriyor" ifadelerini kullandı. Dizi sürelerine de değinen Akbağ, "Eskiden 'Yerli Dizi Yersiz Uzun' kampanyası başladığında süreler 90 dakikaydı, şimdi 130 dakikaya çıktı. Bizim dizilerimizin bir bölümü, yurt dışında üçe bölünüp üç hafta izleniyor. Bu sürdürülebilir bir durum değil" diyerek sektördeki içerik üretim süreçlerine dikkat çekti. Teknolojiyle olan ilişkiyi ise "Uzak kalamayız ama ölçülü olmalıyız; işin nerelere gideceğini henüz kimse kestiremiyor" sözleriyle özetledi.
Teknolojinin sanata etkilerini değerlendiren Oktay Kaynarca ise yapay zekanın endişe yaratsa da canlı performansın yerini tutamayacağını söyledi. Kaynarca, "İnsanla birebir yapılan şeylerin ötesine geçilemeyecek. Sahne performanslarına ilginin artması da insanların o canlı hisse, o duyguya şahit olma isteğinden kaynaklanıyor. Yapay zeka bir matematik ama aktörlük bir duygu işidir" ifadelerini kullandı.
Panel sonrası sahneye çıkan Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, sanatçıların dizi sürelerine ilişkin sözlerine değinerek, dizi ve hizmet sektörünün Türkiye ekonomisi için stratejik önemine dikkat çekti. Sinema ve dizi sektörünün, kreatif sektörler olarak Ankara Ticaret Odası'nda da temsil edildiğini kaydeden Baran, "Hizmet sektörü içerisinde yer alan sinema ve dizi sektörü, son yıllarda ABD'den, İngiltere'ye, Latin Amerika'dan Orta Doğu'ya varıncaya kadar 100'den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirilen bir sektör. 2024 yılında 500 milyon dolar olan dizi ihracatı, 2025'te 1 milyar dolara yükseldi. İhracatını bir yılda iki kat artıran başka bir sektör yok. Sektörün sorunlarını bertaraf etmek hepimizin görevi. Ankara Ticaret Odası olarak, ülkemizde çalışan, üreten, istihdam sağlayan, ihracat yapan tüm sektörlerin yanındayız. Sinema ve dizi sektörüyle ilgili de sorunlarına çözümü için her türlü desteği vermeye hazırız" diye konuştu.