Yaklaşık 40 yıl önce Antarktika'nın James Ross Adası'nda jeolojik çalışmalar yürüten Michael Thomson ve Reinhard Förster, bölgede büyük bir omurga kemiği keşfetti. O dönemde detaylı bir incelemeye tabi tutulmayan bu fosil, İngiltere'deki bir arşiv merkezine gönderilerek uzun yıllar boyunca bir çekmecede bekletildi. Koleksiyonu inceleyen paleontolog Mark Evans'ın dikkati sayesinde yeniden gün yüzüne çıkan kemik, bilim dünyasında heyecan yaratan bir keşfe dönüştü.
Geç Kretase Döneminden Bir İz
Yapılan kapsamlı analizler, fosilin Geç Kretase döneminde Antarktika'da yaşamış devasa bir sauropod dinozoruna ait olduğunu kanıtladı. Eutitanosauria klanına mensup olan bu canlı, kendi türünün diğer örneklerine kıyasla daha küçük boyutlara sahip olmasıyla dikkat çekiyor. Uzmanlar, kemiğin içbükey ve dışbükey formlarını inceleyerek onu bir titanozor olarak sınıflandırdı. Fosilin, Arjantin'de keşfedilen bazı türlerle benzerlikler taşıdığı ifade ediliyor.
Kıtalar Arası Göçün Kanıtı
Buzullarla kaplı yapısı nedeniyle fosil bulmanın oldukça zor olduğu Antarktika'da, bugüne kadar sadece 12 farklı türe ait kalıntıya ulaşılabildi. Arşivden çıkan bu yeni fosil, kıtada şimdiye kadar bulunan en eski dinozor kalıntısı unvanını kazandı. Ayrıca bu bulgu, Antarktika'da keşfedilen ikinci sauropod fosili olma özelliğini taşıyor.
Bilim insanları, bu keşfin sadece kıtanın biyolojik geçmişini aydınlatmakla kalmayıp, aynı zamanda güney yarımküredeki eski süper kıta Gondvana'daki canlı göçlerini anlamak için de kritik bir öneme sahip olduğunu belirtiyor. Avustralya ve Yeni Zelanda gibi bölgelerde bu tür dev dinozorlara dair kanıtların sınırlı olması, Antarktika'daki bu varlığın, hayvanların geçmişte birbirine bağlı olan kara parçaları arasında seyahat ettiğini kanıtlıyor. Uzmanlar, bu keşfin antik ekosistemlerin birbirine nasıl bağlandığına dair önemli bir kanıt sunduğunu vurguluyor.





