Cilt kanseri denildiğinde akla genellikle vücuttaki benlerin şekil veya renk değiştirmesi gelse de, uzmanlar bu durumun yanıltıcı olabileceği konusunda uyarıyor. Bir doktorun yaşadığı deneyim, hastalığın bazen çok daha masum görünen belirtilerle ortaya çıkabileceğini kanıtlıyor. Yanağında beliren küçük, soluk kırmızı bir izi başlangıçta önemsemeyen doktor, lekenin zamanla büyümesi ve kanamaya başlamasıyla durumu fark etti. Yapılan tetkikler sonucunda bu lekenin skuamöz hücreli karsinom olduğu anlaşıldı.
Belirtiler gözden kaçabiliyor
Uzmanlar, cilt kanserinin her zaman belirgin benler şeklinde ortaya çıkmadığını, özellikle açık tenli kişilerde kırmızı izler, pullu alanlar veya kabuklanan küçük yaralar şeklinde kendini gösterebildiğini belirtiyor. Melanom türleri bile bazen pigment eksikliği nedeniyle pembe veya ten rengine yakın görünebildiği için sivilce veya kuru cilt lekesi sanılarak ihmal edilebiliyor. Bu durum, hastaların doktora başvurmasını geciktirerek tedavi sürecini zorlaştırabiliyor.
Kontrol edilmesi gereken bölgeler
Cilt kanseri riskinin sadece güneş gören bölgelerle sınırlı olmadığını hatırlatan uzmanlar, kontrol sırasında gözden kaçan bölgelere dikkat çekiyor. Ayak tabanı, avuç içi, saç derisi ve tırnak altları gibi bölgeler, kanserin gizlenebileceği kritik noktalar arasında yer alıyor. Özellikle tırnak altındaki koyu lekelerin bazen spor yaralanması veya darbe ile karıştırılması, teşhisin gecikmesine neden olabiliyor.
Erken teşhis hayat kurtarıyor
Erken evrede yakalanan cilt kanserlerinde tedavi başarısının oldukça yüksek olduğunu belirten uzmanlar, şu tavsiyelerde bulunuyor:
- Birkaç haftadan uzun süren, kabuk bağlayıp tekrar açılan veya kanayan yaralar mutlaka bir dermatolog tarafından incelenmelidir.
- Güneşin en yoğun olduğu saatlerde korunmasız kalmamaya özen gösterilmelidir.
- En az SPF 30 koruma faktörlü güneş kremleri düzenli olarak kullanılmalıdır.
- Kendi kendine yapılan kontrollerde vücudun her bölgesi detaylıca incelenmelidir.
Uzmanlar, ciltte "bu normal değil" dedirten herhangi bir değişim fark edildiğinde, "ben değilse tehlikeli değildir" yanılgısına düşmeden vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğini vurguluyor.