Yunanistan ve İsrail arasında imzalanan yaklaşık 3 milyar avro değerindeki Aşil Kalkanı hava savunma sistemi anlaşması, Atina'da ciddi bir siyasi tartışmanın fitilini ateşledi. İsrail Füze Savunma Teşkilatı Direktörü Moşe Patel'in, Yunanistan'ın sistemin kaynak koduna erişim sağlayamayacağını açıklaması, muhalefet kanadında tepkilere neden oldu.
Kaynak kodu krizi
Muhalefetteki Panhelenik Sosyalist Hareket (PASOK) ve Yunan Sol İttifakı (ELAS), hükümetten sistemin kontrolüne dair net bir açıklama bekliyor. PASOK milletvekili Mihalis Katrinis, Savunma Bakanı Nikos Dendias'ın daha önce kaynak koduna erişim sağlanmaması halinde tedarik sürecinin ilerlemeyeceğine dair verdiği sözleri hatırlatarak, hükümetin bu konuda şeffaf olmadığını savundu. Muhalefet, sistemin kaynak kodunun Yunanistan'a ait olmaması durumunda ülkenin savunma alanında İsrail'e tam bağımlı hale gelebileceği uyarısında bulundu.
Çelişkili açıklamalar
Basına yansıyan bilgilere göre, İsrailli yetkililerin ilk açıklamaları ile daha sonra yapılan güncellemeler arasında tutarsızlıklar bulunuyor. İlk aşamada kaynak kodunun lisans anlaşmasına dahil olmadığı belirtilirken, sonrasında yapılan açıklamalarda teknoloji transferi ve yazılımın ortak kullanımı gibi ifadelerin öne çıkarılması, Atina'daki soru işaretlerini artırdı. Gazeteler, bu durumu "bulanık bir tablo" olarak nitelendirerek, hükümetin ulusal çıkarları koruma konusunda zafiyet gösterdiğini iddia etti.
Anlaşmanın kapsamı
31 Ağustos'ta Tel Aviv'de imzalanan anlaşma, İsrail yapımı Davud Sapanı ve Barak MX sistemlerini içeren çok katmanlı bir hava savunma ağının kurulmasını öngörüyor. Ayrıca Rafael şirketi öncülüğünde yeni bir ulusal komuta ve kontrol altyapısı oluşturulması planlanıyor. Ancak muhalefet, bu maliyetli anlaşmanın Yunan vergi mükelleflerine yük getirdiğini ve ülkenin bölgesel dış politikasını İsrail'e daha fazla bağladığını savunarak projeye karşı çıkıyor.