İsrail basınında yer alan bir analizde, Türkiye'nin son dönemde izlediği dış politika ve savunma sanayisindeki gelişmelerin ülkeyi bölgesel bir süper güç konumuna taşıdığı değerlendirildi. Israel Hayom gazetesinde yayımlanan haberde, Ankara'nın NATO Zirvesi'ni stratejik hedeflerini pekiştirmek için bir platform olarak kullandığına dikkat çekildi.
Savunma Sanayisinde Stratejik Dönüşüm
Türkiye'nin savunma sanayisi alanında sadece bir tedarikçi değil, politika belirleyen stratejik bir ortak olmayı hedeflediği belirtilen analizde, ülkenin askeri kapasitesine vurgu yapıldı. 355 bin aktif ve 378 bin yedek askeri personeliyle NATO bünyesindeki en büyük ikinci orduya sahip olan Türkiye'nin, savunma bütçesini son on yılda yüzde 94 oranında artırdığı kaydedildi. Stokholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre, Türkiye'nin savunma sanayisi küresel ölçekte 11. sırada yer alıyor.
Bölgesel Güç Dengeleri Değişiyor
Ariel Üniversitesi'nden Dr. Assa Ophir, Türkiye'nin artık statüko odaklı bir dış politikadan ziyade, oyunun kurallarını yeniden yazmayı hedefleyen revizyonist bir tutum sergilediğini belirtti. Ophir, Türkiye'nin diplomatik hedeflerini askeri güçle destekleme stratejisinin Doğu Akdeniz, Kafkaslar ve Afrika gibi geniş bir coğrafyada etkili olduğunu ifade etti. Analizde, Türkiye'nin 2025 yılı için öngörülen 30 milyar dolarlık askeri harcamasının, komşu ülkelerin toplam savunma bütçelerini geride bıraktığı ve bu durumun bölgesel güç dengesinde önemli bir kaymaya yol açtığı vurgulandı.
Haberde ayrıca, Türkiye'nin Avrupa savunma mimarisine entegrasyon çabalarına ve Avrupa Birliği'nin savunma programlarına dahil olma taleplerine de değinildi. Türkiye'nin NATO üyeliğinin sağladığı istihbarat paylaşımı ve ortak tatbikat imkanlarının, Türk ordusunun operasyonel yeteneklerini geliştirdiği ve ülkeyi birinci sınıf bir askeri güç olma hedefine yaklaştırdığı sonucuna varıldı.