Diyabet, obezite ve metabolik sendrom gibi rahatsızlıkların tedavisinde son yıllarda GLP-1 analogları sıklıkla tercih edilmektedir. Pharmetic Girişimci Eczacılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ecz. Şule Dilek Yağcı Tüysüz, bu ilaçların kan şekeri kontrolünü sağlayarak kilo kaybında etkili olduğunu vurguluyor. Ancak tedavinin getirdiği en büyük tehlikelerden biri, hızlı zayıflama sürecinde istenmeyen kas kaybının yaşanmasıdır.
İştahı baskılayan bu yöntemler nedeniyle bireyler yeterli kalori ve proteini alamayabilir. Yağ dokusu yerine kas kaybı, vücudu yaşatarak metabolizmayı yavaşlatır. Kaybedilen kas kütlesini geri kazanmak, verilen kiloları tekrar almaktan çok daha zor bir süreçtir. Bu nedenle tedavi sürecinde kas dokusunu korumak adına üç temel kurala dikkat etmek büyük önem taşır.
İlk kural, vücut ağırlığına uygun yeterli protein tüketimidir. Günlük protein alımı her kilogram için 1,2 ile 2 gram arasında planlanmalıdır. Örneğin 80 kilogram bir bireyin günde yaklaşık 96 ile 120 gram protein alması gerekir. Besinlerle bu miktar karşılanamazsa hekim onayıyla whey protein veya kolajen takviyeleri kullanılabilir.
İkinci önemli nokta, sadece yürüyüşün yeterli olmamasıdır. Kas kaybını engellemek için haftada en az iki veya üç gün direnç egzersizlerine yer verilmelidir. Pilates, squat ve şınav gibi hareketler kas kütlesini destekler. Ayrıca D vitamini seviyelerinin yeterli olması ve omega-3 takviyesi kas sağlığı için olumlu katkı sağlar.
İlaçların sindirim sistemi üzerindeki yan etkilerini azaltmak da mümkündür. Beslenme alışkanlıklarında küçük değişikliklerle bu etkiler hafifletilebilir. Yemeklerin yavaş yenmesi ve iyi çiğnenmesi sindirimi kolaylaştırır. Lifli gıdalar tüketimi kademeli artırılmalı ve günlük su miktarı yükseltilmelidir. Gerekirse doktor kontrolünde magnezyum sitrat desteği alınabilir.
Tedavinin başarısı, yalnızca ilaca bağlı kalmaktan ziyade doğru yaşam tarzı değişiklikleriyle gerçekleşir. Uzmanlar, bu sürecin hekim ve eczacı kontrolünde yürütülmesi gerektiğini belirtmektedir.