Rusya ile Ukrayna arasında savaşın ilk dönemlerinde yürütülen barış müzakerelerinin başarısızlığına dair tartışmalar, Kremlin'den gelen yeni bir iddia ile tekrar gündeme geldi. Rus yetkili Kirill Dmitriev, eski İngiltere Başbakanı Boris Johnson'ın bir askeri insansız hava aracı üreticisinden 1 milyon sterlin bağış alarak, taraflar arasında hazırlanan barış anlaşmasını sabote ettiğini öne sürdü.
Bağış ve İddiaların Arka Planı
Dmitriev'in iddiaları, İngiliz iş insanı Christopher Harborne'un Kasım 2022'de Johnson'ın ofisine yaptığı 1 milyon sterlinlik bağışa dayanıyor. Harborne'un Ukrayna'ya askeri teçhizat sağlayan bir şirkette hissesi bulunması ve Johnson'ın Ukrayna ziyaretlerine eşlik etmesi, Rus kaynakları tarafından bir rüşvet ilişkisi gibi sunulmaya çalışıldı. Ancak bu iddialar, The Guardian gazetesinde yayımlanan ve bağışın şeffaflığını sorgulayan bir haberin çarpıtılmasıyla ortaya çıktı.
The Guardian'ın haberinde, Johnson'ın bağış karşılığında siyasi bir karar aldığına veya barış görüşmelerini engellediğine dair hiçbir kanıt yer almamasına rağmen, Rus devlet medyası bu haberi farklı bir bağlamda servis etti. TASS ve Channel One gibi Rus yayın organları, Johnson'ın çatışmanın uzaması için para aldığı yönünde asılsız haberler yayımladı.
Zelenskiy ve Johnson'dan Yanıt
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Johnson'ın kendisini İstanbul'daki görüşmelerden vazgeçmeye zorladığı yönündeki iddiaları kesin bir dille reddetti. Zelenskiy, bu tür iddiaların mantıksız olduğunu belirterek, barış görüşmelerinden vazgeçmesi için herhangi bir dış baskı görmediğini ifade etti. Boris Johnson ise kendisine yöneltilen tüm suçlamaları "Rus propagandası" olarak nitelendirerek reddetti.
Uzmanlar, Batı'nın savaşın uzamasını istediği yönündeki söylemlerin, Kremlin'in işgal politikasına yönelik uluslararası tepkileri başka aktörlere yönlendirme çabası olduğunu vurguluyor. Johnson'ın görev süresi boyunca ve sonrasında Ukrayna'ya verdiği destek, Rusya'nın propaganda anlatılarında sıkça hedef alınıyor. Mevcut veriler, söz konusu iddiaların somut bir temele dayanmadığını ve siyasi bir manipülasyon aracı olarak kullanıldığını gösteriyor.