İsrail'de gerçekleştirilen genel seçimlerin ardından ortaya çıkan tablo, Başbakan Binyamin Netanyahu ve aşırı sağcı ortakları arasında büyük bir tepkiye yol açtı. Meclis çoğunluğunu elde edemeyen sağcı blok, Arap partilerinin 19 milletvekili ile tarihi bir başarıya ulaşmasını hazmedemeyerek, durumu dış müdahale iddialarıyla açıklamaya çalıştı.
Netanyahu ve çevresi, Arap seçmenlerin sandığa katılımının artırılmasında Türkiye ve Katar'ın finansal destek sağladığını öne sürdü. Netanyahu, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımlarda seçimlerin çalındığını iddia ederek süreci "Raamgate" olarak nitelendirdi. Ancak İsrail polisi, bu iddiaları destekleyecek herhangi bir somut kanıt bulunmadığını belirterek suçlamaları reddetti.
Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari de yaptığı açıklamada, ülkesinin İsrail'in iç siyasi çekişmelerine dahil edilmeye çalışıldığını vurgulayarak iddiaların gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Buna rağmen İsrail Merkez Seçim Komitesi Başkanı Noam Sohlberg, yabancı aktörlerin seçimlere müdahale ettiği şüphesiyle iç istihbarat servisi Şin-Bet'ten soruşturma başlatılmasını talep etti.
Arap partileri ise bu suçlamaları "ırkçı iftira" olarak değerlendirdi. Arap Ortak Listesi Genel Başkanı Yusuf Cabarin, vatandaşların oy kullanmaya teşvik edilmesinin demokratik bir hak olduğunu ve bunun suç sayılamayacağını belirtti. İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ise taraflara sağduyu çağrısında bulunarak, demokratik haklarını kullanan bir halkın lekelenmemesi gerektiğini vurguladı.
Seçim sonuçlarına göre, 120 sandalyeli mecliste hiçbir blok hükümet kurmak için gerekli olan 61 sandalyeye ulaşamadı. Netanyahu liderliğindeki sağ blok 53, muhalefet 48 ve Arap partileri 19 sandalyede kaldı. Uzmanlar, mevcut tablo nedeniyle İsrail'in yeniden erken seçime gitme ihtimalinin yüksek olduğunu belirtiyor.