Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara'nın 6 Ekim'de gerçekleştirdiği Riyad ziyareti, Suriye'nin bölgesel güvenlik düzenlemelerindeki rolüne dair yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Özellikle 7 Ağustos'ta Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan öncülüğünde kurulan Mekke İttifakı'na Şam yönetiminin dahil olup olmayacağı konusu, bölge siyasetinin ana gündem maddelerinden biri haline geldi.
İttifaka katılım sinyalleri ve yalanlamalar
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani'nin Ağustos ayında yaptığı açıklamalar, Şam'ın ittifaka katılım ihtimalini değerlendirdiğine dair ilk somut işaret olarak kabul edilmişti. Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar'ın altı ülkenin ittifaka ilgi gösterdiğine dair ifadeleri de bu süreci destekler nitelikteydi. Ancak süreç, Suriye'nin Suudi Arabistan'a askeri yardım sağlayacağı yönündeki haberlerle farklı bir boyuta taşındı. Suriye hükümeti, bu iddiaları kesin bir dille yalanlayarak, ülkenin önceliğinin askeri müdahalelerden ziyade yeniden inşa süreci olduğunu vurguladı.
Uzman görüşleri: Tam üyelik mi, işbirliği mi?
Siyaset uzmanı Amer Fahuri, Ahmed Şara'nın Riyad ziyaretinin rutin bir diplomatik görüşmeden öte anlamlar taşıdığını savunuyor. Fahuri'ye göre, Suriye'nin mevcut askeri yapısını yeniden düzenleme ve iç istikrarı sağlama zorunluluğu, tam üyeliğin önündeki en büyük engellerden birini oluşturuyor. Uzman, Mekke İttifakı'nın getirdiği karşılıklı askeri yükümlülüklerin, Suriye'nin mevcut durumuyla tam uyumlu olmadığını belirtiyor.
Fahuri, tam üyelik yerine Suriye ile ittifak üyeleri arasında aşamalı bir güvenlik ve ekonomik işbirliğinin geliştirilmesinin daha gerçekçi bir yol haritası olduğunu ifade ediyor. Pakistan'dan Şam'a iletilen mesajların da bu kapsamda daha geniş çaplı siyasi istişarelerin bir parçası olabileceği değerlendiriliyor. Sonuç olarak, Suriye'nin bölgesel güvenlik mimarisindeki yeri, ülkenin iç reform süreçleri ve Suudi Arabistan ile olan ikili ilişkilerin derinleşmesine bağlı olarak şekillenmeye devam edecek.