Kanada'nın Quebec eyaletinde düzenlenen seçimlerde, bağımsızlık yanlısı Parti Québécois (PQ) sandıktan birinci parti olarak çıktı. On yılı aşkın bir aradan sonra iktidara dönen parti, seçim kampanyasında Kanada'dan ayrılma konusunda yeni bir referandum düzenleme vaadinde bulunmuştu. Parti lideri Paul St-Pierre Plamondon, bu girişimi Quebec'in Fransızca konuşan kimliğini korumak adına bir varoluş meselesi olarak tanımladı.
Seçim sonuçlarına göre 127 sandalyeli Quebec Ulusal Meclisi'nde yaklaşık 60 sandalye kazanan PQ, tek başına hükümet kurmak için gereken 64 sandalyeye ulaşamadı. Bu durum, partinin önemli yasaları geçirmek ve güven oylamalarında başarılı olmak için muhalefet partilerinin desteğine ihtiyaç duyacağı bir azınlık hükümeti dönemi başlatıyor. St-Pierre Plamondon, seçmenlerin kendisine çoğunluk vermediğini kabul ederek, diğer partilerle iş birliği içinde çalışmaya hazır olduğunu belirtti.
Bağımsızlık referandumu konusunda net bir takvim veren Plamondon, bu süreci ABD Başkanı Donald Trump'ın görev süresinin sona ermesinin ardından başlatmayı planladığını ifade etti. Öte yandan, uzmanlar seçmenlerin bu tercihinin bağımsızlık isteğinden ziyade, 2018'den beri iktidarda olan Coalition Avenir Québec (CAQ) yönetimine duyulan tepkiden kaynaklandığını savunuyor. McGill Üniversitesi'nden Profesör Daniel Béland, bağımsızlık yanlısı desteğin yaklaşık yüzde 30 seviyesinde kaldığına dikkat çekerek, mevcut tablonun referandum sürecini zorlaştırabileceğini vurguladı.
Kanada Başbakanı Mark Carney ise seçim sonuçlarını değerlendirerek, Ottawa'nın yeni eyalet yönetimiyle çalışmaya devam edeceğini açıkladı. Carney, daha güçlü bir Kanada hedefinin daha güçlü bir Quebec ile mümkün olduğunu belirterek, ekonomik iş birliği mesajı verdi. Quebec, halihazırda kendi gelir vergilerini toplama ve göçmenlik politikalarını belirleme gibi geniş özerklik haklarına sahip olsa da, eyaletin bağımsızlık tartışmaları Kanada siyasetinin en kritik gündem maddelerinden biri olmaya devam ediyor.