Çin Devlet Başkanı Şi, 11 yıl aradan sonra gerçekleştirdiği ABD ziyaretiyle iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin başladığını işaret etti. Geçmişteki ziyaretlerden farklı olarak bu kez Çinli iş insanlarını beraberinde getirmeyen Şi, devlet ziyafetinde de ticari bir heyetle yer almadı. Bu durum, iki ülke arasındaki ekonomik iş birliği beklentilerinin yerini daha mesafeli ve stratejik bir yaklaşıma bıraktığını gösterdi.
Ziyaret sırasında Şi, ABD ile Çin arasındaki rekabetin sağlıklı ve belirli sınırlar dahilinde yürütülmesi gerektiğini savundu. Çin'in artık ABD ile denk bir güç olduğunu vurgulayan Şi, iki ülkenin çatışmadan kaçınarak barış içinde bir arada yaşaması gerektiğini belirtti. Ayrıca, yükselen bir gücün mevcut gücü tehdit etmesiyle ortaya çıkan çatışma riskini tanımlayan Tükidides Tuzağı kavramına atıfta bulunarak, iki devletin gelecekteki ilişkilerinin ya savaşla ya da uzlaşıyla şekilleneceğine dair mesajlar verdi.
2015 yılındaki ziyaretle kıyaslandığında, bugünkü tablonun oldukça farklı olduğu gözlemlendi. O dönemde çok sayıda Çinli iş insanı Washington'da temaslarda bulunurken, bu ziyarette herhangi bir ekonomik anlaşma duyurulmadı. Bu tercih, Çin'in kendi ekonomik ve siyasi duruşunu artık daha bağımsız bir şekilde konumlandırdığını ve ABD ile olan ilişkilerinde yeni bir denge arayışında olduğunu kanıtlar nitelikteydi.
ABD tarafında ise istihbarat ve savunma birimlerinin Çin'in yükselişine dair kaygıları devam ederken, Şi'nin ziyareti bu endişeleri teyit eden bir gelişme olarak değerlendirildi. İki ülke arasındaki ticaret savaşları ve gerginliklerin gölgesinde gerçekleşen bu buluşma, tarafların birbirini yakalama ve geride bırakma yarışının yeni bir evreye girdiğini ortaya koydu. Şi'nin yanında hiçbir iş insanı getirmemesi, sadece bir protokol tercihi değil, aynı zamanda Çin'in küresel sahnede artık ABD ile aynı boyda hareket ettiğini gösterme çabası olarak yorumlandı.