Türkiye'de 131 yatırım fonunun tasfiye sürecine alınması, fonlarda birikimi bulunan 455 binden fazla yatırımcıyı belirsizliğe sürükledi. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından başlatılan süreçte, fon varlıklarının nakde çevrilerek yatırımcılara dağıtılması hedefleniyor. Toplam büyüklüğü 18 milyar dolara yaklaşan bu fonlar için başlangıçta üç ay olarak belirlenen tasfiye süresi, daha sonra altı aya uzatıldı.
Ödeme süreci nasıl işleyecek?
Tasfiye sürecinde Tera Portföy'ün İş Bankası, diğer fonların ise Ziraat Bankası tarafından yönetilmesi kararlaştırıldı. Hukukçular, fon varlıklarının portföy yönetim şirketlerinin kendi malvarlığından ayrı tutulduğunu, bu nedenle sürecin şirket iflasından farklı işlediğini belirtiyor. Ancak tasfiye süreci, yatırımcıların ana paralarını eksiksiz geri alacaklarına dair bir garanti sunmuyor. İlk aşamada hesap mutabakatları yapılırken, ardından fonun borç ve alacakları belirlenecek. Satış talimatı vermiş ancak parasını alamamış yatırımcıların, diğerlerine göre öncelikli olabileceği değerlendiriliyor.
Soruşturmalar ve tazminat tartışmaları
Fonlara yönelik manipülasyon iddialarıyla yürütülen ceza soruşturmaları kapsamında, bazı şüphelilere ait özel jet ve yat gibi varlıklara el konuldu. Uzmanlar, bu varlıkların fona hukuka aykırı şekilde aktarılan paralarla alındığının kanıtlanması durumunda, değerlerin fona geri kazandırılabileceğini ifade ediyor. Öte yandan, yatırımcıların zararlarının kamu bütçesinden karşılanması talebi de gündemdeki yerini koruyor.
Ekonomist Güldem Atabay, zararların vergi mükelleflerinin kaynaklarıyla karşılanmasına karşı çıkarak, öncelikle sorumluların belirlenmesi ve mevcut varlıkların değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Atabay, yatırımcıların yüksek getiri vaatlerine karşı daha sorgulayıcı olması gerektiğini belirterek, "Bilinmezliğin arkasını sorgulamadan yatırım yapmak bireysel bir hatadır" uyarısında bulunuyor. Yatırımcı Tazmin Merkezi'nin (YTM) mevcut kapsamı ise piyasa fiyatı değişimlerinden doğan zararları içermediği için, mağduriyetlerin tazmininde hukuki süreçlerin uzun sürebileceği öngörülüyor.