Fransa Maliye Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, ülkenin kamu borcu hızla artan bütçe açığı nedeniyle 1978 yılından bu yana kaydedilen en yüksek seviyeye çıkmaya hazırlanıyor. Fransa İstatistik Enstitüsü Insee verileriyle de desteklenen bu durum, ülkenin mali yapısı üzerindeki baskıyı gözler önüne seriyor.
Borç oranları AB kriterlerini aşıyor
Resmi tahminler, kamu borcunun 2026 yılında Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) yüzde 119,3'üne, 2027 yılında ise yüzde 121,7'sine ulaşacağını gösteriyor. Bu oranlar, Avrupa Birliği üyeleri için belirlenen yüzde 60'lık referans eşiğinin iki katından fazlasına tekabül ediyor. Fransa, bu verilerle Yunanistan ve İtalya'nın ardından euro bölgesinin en borçlu üçüncü ülkesi konumunda bulunuyor.
AB kuralları gereği bütçe açığının GSYH'nin yüzde 3'ünü aşmaması gerekirken, Fransa'da bu oran geçen yıl yüzde 5,1 olarak gerçekleşti. Hükümetin bu yılki beklentisi ise açığın yüzde 5,4'e yükseleceği yönünde. Ülke, son iki yıldır özel AB gözetimi altında bulunuyor.
54 milyar avroluk tasarruf planı
Ekonomik gidişatı düzeltmek amacıyla Başbakan Sebastian Lecornu, 2027 bütçesinde 54 milyar avro tutarında düzeltme ve kesinti yapılacağını duyurdu. Ancak seçim sürecine girilmesi ve parlamentodaki tartışmalar, emeklilik vergi indirimleri gibi hassas konularda kararların alınmasını zorlaştırıyor. Meclis bütçe komisyonu, planlanan kesintilerin toplumun tüm kesimlerini, özellikle de düşük gelirli vatandaşları olumsuz etkileyeceği konusunda uyarıyor.
Kamu Maliyesi Yüksek Konseyi (HCFP) Başkanı Amélie de Montchalin ise durumun yönetilebilir olduğunu savunuyor. Montchalin, "Kriz ne kesin ne kaçınılmaz" ifadesini kullanarak, sorumluluk sahibi ve hızlı kararlar alınması durumunda Fransa'nın ekonomik rotasını düzeltebileceğini vurguluyor. Zayıf tüketici harcamaları ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların etkisiyle büyüme tahminleri aşağı yönlü revize edilen Fransa ekonomisi, önümüzdeki dönemde zorlu bir mali sınavla karşı karşıya kalacak.