Tahran'da Karar Mekanizması Kilitlendi
İran İslam Cumhuriyeti, hem dış politikada hem de iç yönetimde ciddi bir belirsizlik süreci yaşıyor. Özellikle ABD ile yaşanan gerilimler, Tahran yönetimi içindeki diplomasi yanlıları ile sertlik yanlıları arasındaki ayrışmayı derinleştirdi. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ekibi Washington ile diyalog kanallarının açık tutulmasını savunurken, muhafazakar kanat herhangi bir uzlaşmaya kesin olarak karşı çıkıyor.
Ülkedeki en büyük sorun ise nihai karar verici makamın fiilen boş kalması olarak değerlendiriliyor. Yeni Rehber Mücteba Hamaney'in, savaşın başlangıcındaki saldırılarda yaralanması ve o tarihten bu yana halkın karşısına çıkmaması, devletin karar alma süreçlerini felç etmiş durumda. Bu durum, dış politikada hangi stratejinin izleneceği konusunda ciddi bir boşluk yaratıyor.
Devlet Yetkililerine Yönelik Nadir Saldırılar
Siyasi tansiyon, dini lider Ayetullah Ali Hamaney'in cenaze törenleri sırasında fiziksel bir boyuta taşındı. Tören sırasında Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, radikal grupların sözlü ve fiziksel saldırılarına maruz kaldı. Görevdeki üst düzey devlet yetkililerinin bir tören sırasında bu şekilde hedef alınması, İran siyasi tarihinde yeni ve kritik bir eşik olarak görülüyor.
Askeri Baskı ve Ekonomik Kısıtlamalar
Saha koşulları ise Tahran'ın aleyhine gelişmeye devam ediyor. ABD'nin gerçekleştirdiği sistematik hava saldırılarıyla İran'ın sahil radarları, hava savunma sistemleri ve Devrim Muhafızları'na ait hücumbot filosu ağır darbe aldı. Buna ek olarak, petrol satış muafiyetlerinin kaldırılması ekonomik baskıyı artırdı.
Uzmanlar, liderlik geçişinin tamamlanmadığı ve ekonominin baskı altında olduğu mevcut tabloda, İran'ın uzun süreli bir savaşı sürdürebilecek güce sahip olmadığını belirtiyor. Bu nedenle, teslimiyet görüntüsü vermeden arabulucular aracılığıyla müzakere masasına dönülmesinin en muhtemel senaryo olduğu düşünülüyor.