Avrupa Birliği (AB), Türkiye'deki atık yönetimi süreçlerine dair dile getirilen ciddi endişelere rağmen plastik atık sevkiyatlarını durdurmama kararı aldı. Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan değerlendirme raporunda, Türkiye'nin atık işleme kapasitesine ve denetim mekanizmalarına yönelik belirsizlikler vurgulanmasına karşın, ihracatın devam etmesinin önünde bir engel görülmediği ifade edildi.
Verilere göre Türkiye, 2025 yılında AB ülkelerinden toplam 510 bin ton plastik atık ithal etti. Bu miktar, Avrupa'nın OECD ülkelerine yaptığı plastik atık ihracatının yaklaşık yüzde 70'ine tekabül ediyor. Komisyon raporunda, Türkiye'nin yasal çerçevesini genel olarak uluslararası kurallarla uyumlu hale getirdiği belirtilse de, atıkların büyük bir kısmının geri dönüştürülmek yerine depolama sahalarına gönderildiği veya çevreye karıştığına dair bulgular yer alıyor.
Çevre araştırmacısı Dr. Sedat Gündoğdu, bu kararı bir çelişki olarak nitelendirerek, Avrupa'nın kendi atık maliyetlerini üstlenmek istemediğini savundu. Gündoğdu, plastik atıkların geri dönüşümden ziyade çevre kirliliğine yol açtığını ve turizm sektörü üzerinde milyarlarca dolarlık kayba neden olabileceğini belirtti. Özellikle Adana ve Mersin gibi bölgelerde yoğunlaşan atıkların, mikroplastik kirliliğini artırdığına dikkat çekiliyor.
Öte yandan, Avrupa Komisyonu'ndan bir yetkili, Türkiye'nin gerekli çevresel önlemleri almaması veya yeterli yanıtları sunmaması halinde, atık ihracatının askıya alınması için resmi sürecin başlatılabileceğini duyurdu. AB'nin 21 Kasım'dan itibaren OECD üyesi olmayan ülkelere plastik atık ihracatını yasaklayacak olması, Türkiye gibi OECD üyesi ülkelere gönderilen atık miktarının artabileceği endişesini de beraberinde getiriyor.
Türkiye'deki geri dönüşüm sektörü ise ithal edilen plastik atıkları, yerli üretim için gerekli olan nitelikli hammadde olarak tanımlıyor. Ancak çevre örgütleri, bu durumun sürdürülebilir olmadığını ve plastik üretiminin azaltılmasına odaklanılması gerektiğini savunuyor.