Yunanistan hükümetinin İsrail ile imzaladığı yaklaşık 3 milyar avro değerindeki Aşil Kalkanı hava savunma sistemi anlaşması, ülke siyasetinde tartışmaları beraberinde getirdi. 31 Ağustos'ta Tel Aviv'de imzalanan ve Yunan hava savunma ağını modernize etmeyi hedefleyen bu devasa proje, özellikle muhalefet kanadından gelen yoğun eleştirilerle karşı karşıya kaldı.
Sistem kontrolü ve bağımlılık endişesi
Yunanistan Komünist Partisi (KKE), konuyu parlamentoya taşıyarak Savunma Bakanı Nikos Dendias'a yönelik bir soru önergesi sundu. KKE, anlaşmanın iptal edilmesini talep ederken, sistemin kalbi sayılan Komuta Kontrol (C2) mekanizmasının teknik ve operasyonel kontrolünün hangi tarafta olacağının açıklanmasını istedi. Partinin temel endişesi, yazılımın kaynak kodlarına erişim hakkının kimde olduğu ve bu durumun Yunan Silahlı Kuvvetlerini İsrail savunma sanayisine bağımlı hale getirip getirmeyeceği üzerine yoğunlaşıyor.
Önergede ayrıca sistemin bakımı, modernizasyonu ve teknik destek süreçlerine dair hükümlerin şeffaf bir şekilde parlamentoyla paylaşılması gerektiği vurgulandı. KKE, bu tür bir teknolojik bağımlılığın Yunanistan'ın askeri planlamasını İsrail'in stratejik hedefleriyle doğrudan ilişkilendireceği uyarısında bulundu.
Muhalefetten sert eleştiriler
Anlaşmaya yönelik tepkiler sadece KKE ile sınırlı kalmadı. Muhalefet partileri, projenin Yunan vergi mükellefleri üzerinde ağır bir mali yük oluşturacağını ve ülkenin Orta Doğu'daki bölgesel politikasını İsrail eksenine kaydıracağını savunuyor. Eski Maliye Bakanı Yanis Varufakis ise anlaşmayı utanç verici olarak tanımlayarak, yönetici sınıfın bu adımıyla ülkeyi lekelediğini ifade etti.
Anlaşma kapsamında İsrail'in Davud Sapanı, Barak MX ve Spyder sistemlerinin yanı sıra çok görevli radarlar ve yeni bir ulusal komuta kontrol sistemi kurması öngörülüyor. Ancak kamuoyunda ve siyasi arenada, bu sistemlerin stratejik özerklik üzerindeki etkileri ve maliyet-fayda dengesi hakkındaki soru işaretleri varlığını koruyor.