Himalayalar'da yaşanan buzul kaybı, son on yıl içerisinde yüzde 65 oranında hızlanarak kritik bir seviyeye ulaştı. Bölgedeki yaklaşık 40 bin buzulun sadece yüzde 0,1'inin takip edilebiliyor olması, yaşanan felaketin boyutlarının tam olarak anlaşılamamasına neden oluyor. Eriyen buzulların oluşturduğu devasa göller, adeta patlamaya hazır birer saatli bomba gibi bölge halkını ve yerleşim yerlerini tehdit ediyor.
Tehlike yalnızca yerel köylerle sınırlı kalmayıp, bölge ekonomilerini de derinden sarsıyor. Hindistan topraklarının küçük bir kısmını oluşturan Himalayalar hattı, ülkedeki doğal afetlerin yüzde 35'ine ev sahipliği yapıyor. Bu durum, ülke ekonomisini ciddi bir uçurumun kenarına sürüklüyor.
Güney Asya'da 2 milyardan fazla insanın temel yaşam kaynağı olan bu su sisteminin yok olması, sadece bölgesel bir sorun olarak kalmayacak. Uzmanlar, erime sürecinin durdurulamaması halinde kitlesel göç dalgalarının, küresel tedarik zinciri krizlerinin ve jeopolitik çatışmaların tüm dünyayı etkisi altına alabileceği konusunda uyarıyor. Bölgedeki donmuş tabakaların durumu ise hala büyük oranda denetimsiz ve belirsizliğini koruyor.