Türkiye'nin eğitim sisteminde köklü bir değişikliği temsil eden Maarif Modeli, 2026-2027 eğitim öğretim yılında geçiş sürecinin son aşamasına ulaşıyor. 2024-2025 yılında okul öncesi ile 1, 5 ve 9. sınıflarda başlayan uygulama, bu yıl 3, 7 ve 11. sınıfları da kapsayacak şekilde genişledi. Milli Eğitim Bakanlığı, yeni programla birlikte müfredat içeriğini yaklaşık yüzde 35 oranında sadeleştirerek öğrencilerin ezber yerine beceri temelli öğrenmeye odaklanmasını hedefliyor.
Uygulamada karşılaşılan zorluklar
Eğitimciler ve uzmanlar, modelin teorik çerçevesini olumlu bulsa da saha gerçeklikleriyle uyum konusunda bazı endişeler taşıyor. Özellikle kalabalık sınıf mevcutları, öğretmenlerin her öğrenciyle birebir ilgilenmesini zorlaştırıyor. Araştırmalar, öğretmenlerin programı uygulamada materyal eksikliği ve teknik altyapı yetersizlikleri gibi engellerle karşılaştığını gösteriyor. Ayrıca, hizmet içi eğitimlerin teorik düzeyde kalması ve öğretmenlere yeterli uygulama desteği sağlanamaması, programın sınıflarda mekanik bir şekilde yürütülmesine neden olabiliyor.
Sınav sistemi ve gelecek beklentileri
Maarif Modeli'nin getirdiği beceri temelli yaklaşım ile mevcut merkezi sınav sisteminin yapısı arasındaki uyumsuzluk, eğitim camiasında tartışılan bir diğer konu. 2028 yılında merkezi sınavlarda soru modelinin değişeceği açıklansa da, çoktan seçmeli sınav yapısının korunacak olması uzmanlar tarafından bir belirsizlik unsuru olarak değerlendiriliyor. Eğitimciler, okullar arasındaki sosyoekonomik farklar giderilmeden ve sınav odaklı sistem dönüştürülmeden, yeni modelin hedeflerine ulaşmasının zor olabileceği görüşünde birleşiyor.
Öğretmenler, programın esnek yapısının bazen ek maliyet ve idari yük olarak geri döndüğünü belirtirken, başarılı bir uygulama için sınıf koşullarına göre özelleştirilmiş rehberlik ve sürekli destek mekanizmalarına ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.