Halk arasında kan zehirlenmesi olarak bilinen ve küresel bir sağlık sorunu olan sepsis, Türkiye'deki yoğun bakım ünitelerinde ciddi bir tehdit oluşturmaya devam ediyor. Türk Yoğun Bakım Derneği tarafından yürütülen TURK-SOFA2 araştırması, Türkiye'nin 44 ilindeki 143 yoğun bakım ünitesinde tedavi gören 3 bin 368 hastanın verilerini analiz ederek çarpıcı sonuçlar ortaya koydu.
Her beş hastadan ikisi sepsisli
Araştırma verilerine göre, yoğun bakım ünitelerindeki sepsis prevalansı yüzde 39 olarak kaydedildi. Bu oran, yoğun bakımda yatan her beş hastadan yaklaşık ikisinin sepsisli olduğu anlamına geliyor. Prof. Dr. Fethi Gül, sepsisli hastalarda 30 günlük ölüm oranının yüzde 50,5 gibi yüksek bir seviyede seyrettiğini belirterek, bu durumun acil önlemler gerektirdiğini vurguladı.
Enfeksiyonların kaynağı akciğerler
Sepsis vakalarının klinik özelliklerini inceleyen çalışma, enfeksiyonların büyük bir kısmının akciğer kaynaklı olduğunu gösterdi. Verilere göre, sepsis kolunda değerlendirilen enfeksiyonların yüzde 50,7'si akciğer kaynaklıyken, bunu üriner sistem ve kan dolaşımı enfeksiyonları takip ediyor. Uzmanlar, el hijyeni ve enfeksiyon kontrol önlemlerinin sepsisi önlemede temel basamaklar olduğunu hatırlatıyor.
Antimikrobiyal dirençle mücadele şart
Sepsis yönetimindeki en büyük engellerden birinin antimikrobiyal direnç olduğunu belirten Prof. Dr. Gül, dirençli mikroorganizmaların klinik bir sorun haline geldiğini ifade etti. Gereksiz antibiyotik kullanımının azaltılması, hızlı mikrobiyolojik tanı yöntemlerinin yaygınlaştırılması ve antibiyotik yönetim programlarının güçlendirilmesi, mortalite oranlarını düşürmek için kritik önem taşıyor.
Prof. Dr. Gül, sepsisin önlenebilir ölümler arasında yer aldığını belirterek, yalnızca farkındalığın yeterli olmadığını, sürdürülebilir sistemlerin kurulması gerektiğini ifade etti. Türk Yoğun Bakım Derneği, ulusal sepsis politikalarının oluşturulması, sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi ve bilimsel inovasyonun desteklenmesi çağrısında bulunuyor.