Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Slovakya'nın başkenti Bratislava'da düzenlenen PISA 2025 Bölgesel Toplantısı'nda Türkiye'nin eğitim vizyonuna dair açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin eğitim sisteminde yakaladığı başarı ivmesini değerlendiren Tekin, temel hedeflerinin OECD ülkeleri arasında ilk beş içerisinde yer almak olduğunu belirtti.
Vesayetin Kaldırılması Başarıyı Getirdi
Bakan Tekin, eğitimdeki başarının temelinde geçmiş yıllarda dershaneler ve eğitim üzerindeki vesayet çemberinin kırılmasının yattığını ifade etti. Eğitim politikalarının devlet eliyle yürütülmesinin önemine vurgu yapan Tekin, yardımcı kaynak dayatmasının önüne geçildiğini ve Milli Eğitim Bakanlığı müfredatının esas alındığını kaydetti. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile müfredatın yüzde 35 oranında sadeleştirildiğini belirten Bakan, bu sayede öğretmenlerin etkinliklere daha fazla vakit ayırabildiğini söyledi.
PISA Süreci ve Objektiflik
PISA araştırmasındaki öğrenci ve okul seçimlerinin tamamen OECD tarafından gerçekleştirildiğini hatırlatan Tekin, bakanlığın bu sürece herhangi bir müdahalesinin söz konusu olmadığını vurguladı. Eğitim ortamlarının iyileştirilmesi için yapılan yatırımların ve derslik başına düşen öğrenci sayısının azaltılmasının başarıyı desteklediğini ifade eden Tekin, 660 bin sınıfta etkileşimli tahta bulunduğunu ve dijital içeriklere erişimin kolaylaştığını belirtti.
Ailelerin Eğitime Katılımı
Bakan Tekin, eğitimde karşılaşılan en büyük zorluklardan birinin ailelerin sürece dahil edilmesi olduğunu dile getirdi. Velilerin çocuklarının akademik süreçleriyle daha yakından ilgilenmesi gerektiğini belirten Tekin, bu amaçla başlatılan 9 saatlik programlarla doğru ebeveynlik ve okul ortamını destekleyici adımlar attıklarını söyledi. Ayrıca, sınav baskısının azaltılması için kademeli bir politika izlediklerini ve ölçme-değerlendirme sistemini dört beceri üzerinden yeniden yapılandırdıklarını ifade etti.
Son olarak, eğitimde niteliğin artırılmasının milli gelire doğrudan katkı sağlayacağını belirten Tekin, OECD yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde bu başarının 10 yıl içerisinde ekonomik kalkınma olarak geri döneceğinin öngörüldüğünü sözlerine ekledi.