Yunanistan ile İsrail arasında 31 Ağustos tarihinde imzalanan ve yaklaşık 3 milyar avro değerindeki Aşil Kalkanı hava savunma sistemi anlaşması, Atina'da ciddi bir siyasi tartışmanın fitilini ateşledi. Proje kapsamında Yunanistan'da çok katmanlı bir hava savunma ağı kurulması hedeflenirken, sistemin teknik detayları ve mülkiyet hakları üzerindeki belirsizlikler muhalefetin tepkisini çekti.
Tartışmaların merkezinde, İsrail Füze Savunma Teşkilatı Direktörü Moşe Patel'in yaptığı açıklamalar yer alıyor. Patel, Yunanistan'ın sistemin komuta ve kontrol kabiliyetlerini içeren kaynak koduna erişiminin bulunmadığını belirterek, bu durumun lisans anlaşmasına dahil olmadığını ifade etti. Bu açıklama, Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias'ın 23 Temmuz'da yaptığı ve kaynak koduna erişim sağlanmaması durumunda tedarik sürecinin ilerlemeyeceğine dair beyanlarıyla doğrudan çelişiyor.
Muhalefet partileri, özellikle Panhelenik Sosyalist Hareket (PASOK) ve Yunan Sol İttifakı (ELAS), hükümeti bu çelişkiyi açıklamaya davet etti. Milletvekili Mihalis Katrinis, anlaşmanın teknik ve hukuki hükümlerinin kamuoyuyla paylaşılmasını talep ederek, sistemin kontrolünün tamamen Yunanistan'da olup olmayacağını sorguladı. Muhalefet kanadı, İsrail'e yönelik teknolojik ve stratejik bağımlılığın artmasından endişe duyduklarını belirterek, projenin Yunan vergi mükellefleri için büyük bir mali yük oluşturduğunu vurguladı.
Yunan basınında yer alan analizlerde ise hükümetin savunma politikalarındaki tutarsızlık eleştiriliyor. Bazı yayın organları, İsrail tarafının açıklamalarının ardından hükümetin sessiz kalmasını veya çelişkili bilgiler vermesini "bulanık bir tablo" olarak nitelendirdi. Eski Maliye Bakanı Yanis Varufakis gibi isimler ise anlaşmayı sert bir dille eleştirerek, yönetici sınıfın ülkeyi dışa bağımlı hale getirdiğini savundu.
Aşil Kalkanı projesi; Rafael tarafından geliştirilen Davud Sapanı ve Spyder sistemleri ile Israel Aerospace Industries (IAI) tarafından üretilen Barak MX sistemlerini içeriyor. Ayrıca, IAI'nin hava kontrol radarları ve Rafael öncülüğünde kurulacak yeni bir ulusal komuta kontrol merkezi de projenin temel taşlarını oluşturuyor. Ancak kaynak koduna erişim konusundaki belirsizlik, sistemin ulusal güvenlik üzerindeki denetimini tartışmalı hale getirmiş durumda.