İngiltere'de 1949 ile 1976 yılları arasında gerçekleşen zorla evlat edinme uygulamaları, binlerce kadının hayatında derin yaralar açtı. Devlet kurumları, sosyal hizmet uzmanları ve dini örgütlerin baskısı altında kalan yaklaşık 250 bin genç anne, bebeklerini kendi rızaları dışında evlatlık vermek zorunda bırakıldı. Bu süreçte yaşanan acılar, BBC'nin hazırladığı Çalınan Bebekler adlı belgesel ile yeniden gündeme geldi.
Mağdurlardan biri olan Marion McMillan, 1966 yılında 17 yaşındayken gönderildiği doğum evinde yaşadığı baskıyı, "Anne olmaya layık olmadığım söylendi" sözleriyle ifade ediyor. McMillan, melez bir bebeğe sahip olduğu için sistem tarafından dışlandığını ve bebeğinin elinden alındığını belirtiyor. Benzer şekilde Ann Keen ve Joan Chambers gibi isimler de doğum evlerinde ağrı kesici verilmeden doğum yapmaya zorlandıklarını, bebeklerinin kendilerinden habersizce başka ailelere verildiğini anlatıyor.
Bu dönemde yaşananlar sadece fiziksel şiddetle sınırlı kalmadı; aynı zamanda toplumsal bir utanç damgasıyla kadınlar yıllarca sessizliğe mahkûm edildi. Mağdurlar, evlilik dışı çocuk sahibi olmanın o dönemde "ahlaksızlık" olarak görüldüğünü ve bu nedenle yardıma layık görülmediklerini vurguluyor. Ann Keen, hükümetin özür dilemesini, "Suçlu biz değildik, suçlu devletti" diyerek değerlendiriyor.
Temmuz ayında İngiltere hükümeti adına yapılan resmi özür ve İskoçya yönetiminin geçmişteki rolü için dile getirdiği pişmanlık, mağdurlar için geç de olsa bir adalet adımı olarak görülüyor. Salvation Army ise kurum olarak geçmişte savunmasız kadınlara ihtiyaç duydukları desteği sağlayamadıkları için derin bir üzüntü duyduklarını açıkladı.
Günümüzde mağdur anneler, sadece özürle yetinmeyerek evlat edinme süreçlerinde daha kapsamlı destek mekanizmalarının kurulmasını ve bu tür travmaların bir daha yaşanmaması için eğitim çalışmaları yapılmasını talep ediyor. Yıllar sonra çocuklarıyla yeniden bir araya gelen bazı anneler, yaşadıkları kayıpların telafisinin mümkün olmadığını ancak gerçeklerin ortaya çıkmasının bir nebze olsun huzur verdiğini belirtiyor.