Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yürütülen kapsamlı bir çalışma, günümüz gençlerinin biyolojik olarak önceki nesillere kıyasla daha hızlı yaşlandığını gözler önüne serdi. Nature Medicine dergisinde yayımlanan bulgular, takvim yaşının ötesinde vücudun iç sistemlerinin yıpranma hızının sağlık üzerinde kritik bir rol oynadığını vurguluyor.
Biyolojik ve Kronolojik Yaş Farkı
Araştırmacılar, 150 binden fazla kişinin sağlık verilerini inceleyerek metabolomik yaş hesaplamaları gerçekleştirdi. Analizler, 1990'lı yıllarda dünyaya gelen bireylerin biyolojik yaşlanma göstergelerinin, 1960'lı yıllarda doğanlara göre belirgin şekilde daha yüksek olduğunu gösterdi. Uzmanlar, bu farkın genetik faktörlerin yanı sıra beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam tarzı ve çevresel etkenlerden kaynaklanabileceğini ifade ediyor.
Kanser Riskiyle İlişkisi
Çalışmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, hızlanan biyolojik yaşlanmanın erken başlangıçlı kanser vakalarıyla olan bağı oldu. Veriler, 1990-2019 yılları arasında 50 yaş altındaki kişilerde kanser teşhislerinin yüzde 24 oranında arttığını ortaya koyuyor. Özellikle kolon, akciğer ve rahim kanseri gibi türlerde, biyolojik yaş ile kronolojik yaş arasındaki makasın açılması risk faktörünü doğrudan etkiliyor.
Cancer Grand Challenges Direktörü David Scott, kanserin sadece hücresel değişimlerle değil, vücudun genel yaşlanma süreciyle de yakından ilişkili olduğunu belirtti. Bilim insanları, bağışıklık sistemi ve yağ dokusu gibi farklı organların yaşlanma hızlarının da kanser türlerine göre değişkenlik gösterdiğini kaydediyor. Erken ergenlik, obezite ve metabolik bozuklukların bu süreci tetiklediği düşünülürken, genç kuşakların biyolojik profillerindeki bu değişimin daha detaylı incelenmesi gerektiği vurgulanıyor.