Norveç Kraliyet Sarayı'nda gerçekleşen kuşak değişimiyle birlikte, Kral Harald V'in 89 yaşında hayatını kaybetmesinin ardından taht, oğlu Haakon'a geçti. Bu süreçle birlikte Haakon'un eşi Mette-Marit de ülkenin yeni kraliçesi oldu. Ancak Norveç monarşisi için yeni bir dönemin başlangıcı sayılan bu günlerde, saray kapısında bekleyen üç kritik kriz dosyası dikkat çekiyor.
Geçmişin Gölgesi: Epstein Tartışması
Yeni kraliçenin kamuoyundaki imajını zedeleyen en önemli başlıklardan biri, hüküm giymiş Amerikalı milyarder Jeffrey Epstein ile geçmişte kurduğu temaslar. Belgeler, Mette-Marit'in 2011-2014 yılları arasında Epstein ile görüştüğünü ve 2013'te Florida'daki evinde konakladığını ortaya koydu. Mette-Marit, bu süreçte kandırıldığını belirterek pişmanlığını dile getirse de, Epstein'ın suçları bilinmesine rağmen iletişimin neden sürdüğü sorusu Norveç kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.
Oğlunun Hapis Cezası
Mette-Marit'in bir diğer sınavı ise oğlu Marius Borg Høiby üzerinden yaşanıyor. Kraliyet ailesinin resmi bir üyesi olmamasına rağmen saray çevresinde büyüyen Høiby, Haziran 2026'da Oslo'daki mahkeme tarafından tecavüz ve aile içi şiddet dahil olmak üzere birçok suçtan dört yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu durum, kraliyet ailesi üzerinde ciddi bir toplumsal baskı oluşturuyor.
Sağlık Mücadelesi
Kraliçeyi zorlayan üçüncü başlık ise kişisel sağlık durumu. Uzun süredir kronik bir akciğer hastalığıyla mücadele eden Mette-Marit, 2026 yılının ortalarında başarılı bir akciğer nakli operasyonu geçirdi. Rehabilitasyon süreci devam eden kraliçenin, gelecekteki resmi görevlerini ne ölçüde yerine getirebileceği konusu, Norveç halkı tarafından yakından takip ediliyor.
Kral Haakon'un hükümdarlığının ilk günlerinde, Mette-Marit'in hem ailevi hem de siyasi bu krizleri nasıl yöneteceği, Norveç monarşisinin yakın tarihindeki en hassas dönemlerden birini temsil ediyor.