Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işçi ve işveren ilişkilerini yakından ilgilendiren iki farklı davada emsal niteliğinde kararlara imza attı. İlk olayda, maaş ödemelerindeki gecikmelerin işçi üzerindeki etkileri değerlendirildi. 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında, ücretin zamanında ödenmemesinin işçi için haklı fesih gerekçesi oluşturduğu vurgulandı. Mahkeme, maaşı 20 gün geciken bir çalışanın açtığı davada, işçinin kıdem tazminatı almaya hak kazandığına hükmetti. Yüksek Mahkeme, yerleşik içtihatlar doğrultusunda, bir günlük gecikmenin dahi iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi için yeterli olduğunu teyit etti.
Mesai Saatinde Uygunsuz Davranışa Tazminatsız Fesih
İkinci olayda ise İzmir'deki bir hastanede görevli bir çalışanın iş akdinin feshi yargıya taşındı. Mesai saatleri içerisinde bir iş arkadaşıyla uygunsuz davranışlarda bulunduğu kamera kayıtlarıyla tespit edilen işçi, işveren tarafından ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık gerekçesiyle tazminatsız olarak işten çıkarıldı. Yerel mahkeme işçiyi haklı bulsa da, Yargıtay bu kararı bozdu.
Yüksek Mahkeme, hastane ortamında gerçekleşen bu tür davranışların doğruluk ve bağlılık ilkeleriyle bağdaşmadığını belirtti. Bilirkişi raporları ve kamera kayıtlarını inceleyen Daire, işverenin gerçekleştirdiği fesih işleminin 4857 sayılı Kanun'un 25/II-(e) maddesi uyarınca haklı nedene dayandığına karar verdi. Bu doğrultuda, işçinin ihbar tazminatı talebi reddedildi ve işverenin fesih işlemi hukuka uygun bulundu.
Bu iki karar, işverenlerin ücret ödeme yükümlülüğündeki hassasiyetini ve işçilerin mesai saatleri içerisindeki davranışlarının hukuki sonuçlarını net bir şekilde ortaya koyuyor. Yargıtay'ın bu içtihatları, benzer uyuşmazlıklarda mahkemeler için bağlayıcı bir rehber niteliği taşıyor.