İstanbul'un simge yapılarından Ayasofya, yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin izlerini taşıyan bir merkez olmuştur. Bu izlerin en dikkat çekici ve gizemli olanlarından biri, yapının üst galerilerindeki mermer korkuluklara kazınmış rünik harflerdir. Yaklaşık bin yıl önce İskandinavya'dan yola çıkarak Konstantinopolis'e ulaşan ziyaretçiler, geride bıraktıkları bu işaretlerle Viking Çağı'nın uzak coğrafyalardaki etkisini günümüze taşımıştır.
Büyük Şehir'e Yolculuk
Vikingler, o dönemde Konstantinopolis'i Miklagarðr yani Büyük Şehir olarak tanımlıyordu. Ticaret, keşif veya askeri hizmet amacıyla kente gelen İskandinavlar, Bizans İmparatorluğu'nun askeri yapısında önemli bir yer edinmişti. Özellikle imparatorun güvenliğinden sorumlu olan Vareg Muhafızları, bu kuzeyli savaşçıların en bilinen temsilcileri arasındaydı. Norveç Kralı Harald Hardrada gibi isimlerin de Bizans hizmetinde bulunması, bu etkileşimin boyutlarını gözler önüne sermektedir.
Mermerlere Kazınan İsimler
Ayasofya'daki rünik yazıtların en ünlüsü, 1964 yılında güney galerisinde tespit edilen ve Halvdan ismini taşıyan kazımadır. İsveçli runolog Elisabeth Svärdström tarafından incelenen bu yazıt, genellikle "Halvdan bu rünleri kazıdı" şeklinde yorumlanmaktadır. Ancak bu izler tek değildir; 1975 yılında keşfedilen ve farklı araştırmacılar tarafından Ári veya Árni olarak okunan başka bir yazıt daha bulunmaktadır. Ayrıca Elena Melnikova tarafından incelenen ve 11. veya 12. yüzyıla tarihlendirilen Arinbarðr isimli daha uzun bir rün dizisi de yapının duvarlarında yer almaktadır.
Bu kişilerin kimlikleri hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Yazıtları bırakanların Vareg Muhafızları mı, yoksa kente gelen tüccarlar veya hacılar mı olduğu sorusu gizemini korumaktadır. Rünler, bu gezginlerin Konstantinopolis'teki günlük yaşamlarına veya görevlerine dair detaylı bilgi sunmasa da, Vikinglerin Bizans başkentindeki varlığının somut birer kanıtı olarak kabul edilmektedir.