17 Ağustos 1999 depreminin üzerinden geçen 27 yıl, Türkiye'nin deprem gerçeğiyle olan ilişkisini ve afet yönetimi stratejilerini kökten değiştirdi. Günümüzde bilim dünyası, özellikle İstanbul ve çevresini etkilemesi beklenen olası Marmara depremi için fizik tabanlı dinamik simülasyonlara odaklanıyor. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi'nden Dr. Öğretim Üyesi Yasemin Korkusuz Öztürk liderliğinde yürütülen çalışmalarda, Ana Marmara Fayı üzerinde 100'den fazla farklı deprem senaryosu analiz edildi.
Fay hattında bariyer yok
Yapılan simülasyonların en dikkat çekici sonucu, fay hattının geometrisinin deprem ilerleyişini engelleyecek kesin bir bariyer oluşturmadığı yönünde. Bu durum, 23 Nisan 2025'te Silivri açıklarında gerçekleşen 6.1 büyüklüğündeki depremin, daha büyük bir sarsıntıyı engellemediğini ortaya koyuyor. Araştırmalar, Avcılar açıklarındaki fayın kırılmaya daha elverişli olduğunu ve olası bir Doğu Marmara depreminin burada tetiklenebileceğini işaret ediyor.
Güney Marmara'da hareketlilik
Kuzey Anadolu Fayı'nın kuzey kolunun yanı sıra, Güney Marmara'daki sismik hareketlilik de yakından izleniyor. Bölgede bir yıl içinde kaydedilen 40 bini aşkın deprem, tektonik ve magmatik süreçlerin karmaşıklığını gözler önüne seriyor. Uzmanlar, bu bölgedeki fayların sadece belirli bir büyüklükle sınıflandırılamayacağını, detaylı verilerin sürekli değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Afet yönetiminde dönüşüm
1999 sonrası dönemde Türkiye, afet sonrası müdahale odaklı yaklaşımdan, zarar azaltma ve hazırlık süreçlerini kapsayan bütünleşik afet yönetimi sistemine geçiş yaptı. AFAD'ın kurulması, Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) ve İl Afet Risk Azaltma Planları (İRAP) bu dönüşümün temel taşlarını oluşturuyor. Ancak uzmanlar, kentsel dönüşüm çalışmalarının bilimsel veriler ışığında hızlandırılması gerektiğini ve mevcut yapı stokunun güvenli hale getirilmesi konusunda henüz istenen seviyeye ulaşılamadığını belirtiyor.