İnsanlık tarihinin dil çeşitliliği açısından zirve yaptığı MÖ 1000 ile MS 1000 yılları arasında, dünya genelinde 30 bin ile 75 bin arasında farklı lisanın var olduğu tahmin ediliyor. Ancak günümüzde Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) verilerine göre, mevcut dillerin yaklaşık yüzde 40'ı çeşitli derecelerde yok olma riski taşıyor. Ekonomik zorluklar, yoğun kentleşme, zorunlu göç hareketleri ve küresel ölçekte baskın hale gelen diller, bu zenginliğin yeni nesillere aktarılmasını engelliyor.
Kültürel miras ve sözlü tarih kayboluyor
Bir dilin konuşulmaması, sadece o lisanın unutulması anlamına gelmiyor; aynı zamanda o topluluğun kültürel kimliği, sözlü tarihi ve nesiller boyunca doğaya dair biriktirdiği yerel bilgiler de siliniyor. Dil bilimciler, dillerin yok oluş sürecinin son yıllarda ciddi bir ivme kazandığına dikkat çekiyor. Australian National Üniversitesinden Profesör Nicholas Evans, yeryüzündeki tüm dillerin insan olmanın farklı yollarını temsil ettiğini belirterek, sadece yaygın diller üzerinden insan zihnini anlamaya çalışmanın büyük bir yanılgı olduğunu ifade ediyor.
Çok dillilik ve canlandırma çalışmaları
Dil bilimci Julia Sallabank, bireylerin miras dillerini korurken yeni diller öğrenebileceğini, çok dilliliğin ise hem eğitim başarısını desteklediğini hem de sağlık üzerinde olumlu etkiler yarattığını vurguluyor. Başarılı bir örnek olarak gösterilen Manks dili, 1974 yılında son ana dili konuşan kişinin vefatına rağmen, arşiv kayıtları ve yerel yönetim desteğiyle yeniden canlandırıldı. Bugün yaklaşık 1500 kişi bu dili akıcı bir şekilde konuşabiliyor.
Uzmanlar, tehlike altındaki dillerin korunması için kapsamlı belgeleme çalışmalarının aciliyet taşıdığını belirtiyor. Yerel toplulukların katılımı ve hükümetlerin desteğiyle yürütülen dil canlandırma projelerinin, toplum sağlığı üzerinde de iyileştirici etkileri olduğu gözlemleniyor. Kanada ve Avustralya'daki yerli topluluklarda uygulanan dil programlarının, gençlerdeki intihar oranlarını düşürdüğü ve kronik hastalıkların azalmasıyla bağlantılı olduğu araştırmalarla destekleniyor.