Dünya genelinde konut sahibi olmak her geçen gün daha karmaşık bir süreç haline gelirken, bu durumdan en çok etkilenen grupların başında kadınlar geliyor. Avrupa'da gençlerin önemli bir kısmı gelirlerinin büyük bölümünü barınma giderlerine ayırmak zorunda kalıyor. Ancak kadınlar, erkeklere kıyasla çok daha derin ekonomik bariyerlerle mücadele ediyor.
Ekonomik eşitsizlik ve bakım yükü
Kadınların ev sahibi olmasını zorlaştıran temel etkenlerin başında cinsiyete dayalı ücret eşitsizliği geliyor. Çocuk bakımı ve ev işleri gibi sorumlulukların büyük kısmını üstlenen kadınlar, finansal birikim yapma konusunda daha kısıtlı imkanlara sahip oluyor. İngiltere örneğinde görüldüğü üzere, kadınların ev alabilmesi için yıllık maaşlarının 12 katından fazlasına ihtiyaç duyulurken, erkekler için bu oran sekiz kat seviyesinde kalıyor.
Finansal engeller ve piyasa koşulları
Kadınlar, konut kredisi başvurularında erkeklere göre daha düşük üst limitlerle karşılaşıyor. Ayrıca finansal okuryazarlık düzeyindeki farklılıklar ve zam talep etme konusundaki çekinceler, kadınların emlak piyasasındaki rekabet gücünü zayıflatıyor. Boşanma sonrası hane gelirindeki sert düşüşler ve tek başına yaşama olasılığının yüksekliği, kadınların konut güvenliğini daha kırılgan hale getiriyor. Yeni konut projelerinde erişilebilir fiyatlı seçeneklerin yetersizliği ise bu zorlu tabloyu derinleştiren bir diğer unsur olarak öne çıkıyor.