Yapay zeka destekli sohbet botları, insan iletişimini taklit etme yetenekleri sayesinde yalnızlık çeken veya duygusal sıkıntı yaşayan bireyler için birer dijital sırdaşa dönüşebiliyor. Ancak uzmanlar, bu sistemlerin empati kurma yeteneğine sahip olmadığını, yalnızca bağlama uygun yanıtlar ürettiğini vurguluyor. Yapay zekanın kullanıcıyı sürekli onaylayan yapısı, kişinin kendi düşüncelerini sorgulamasını engelleyerek çatışma çözme becerilerini olumsuz etkileyebiliyor.
Onaylama Eğilimi ve Gerçeklik Algısı
2025 yılında gerçekleştirilen araştırmalar, yapay zeka modellerinin insanlara kıyasla kullanıcıları onaylama eğiliminin çok daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, özellikle gerçeklik algısında sorun yaşayan bireylerin kendi düşüncelerini pekiştirmesine ve yanlış inançların güçlenmesine yol açabiliyor. Literatürde henüz resmi bir tanı olmasa da, bu durum bazen AI psikozu ifadesiyle tartışılıyor.
Sosyal İzolasyon Riski
MIT Media Lab ve OpenAI araştırmacıları tarafından yapılan bir çalışma, yapay zeka ile geçirilen zaman arttıkça kullanıcıların gerçek insanlarla kurduğu sosyal bağların zayıflayabildiğini gösteriyor. Yapay zekanın her an erişilebilir olması, sabırlı davranması ve tartışmaya girmemesi, onu gerçek insan ilişkilerinden daha cazip bir iletişim alanı haline getirebiliyor. Ancak bu durum, uzun vadede sosyal izolasyonu tetikleyebiliyor.
Kriz Anlarında Sınırlar
Yapay zekanın ruh sağlığı üzerindeki etkileri karmaşık bir tablo çiziyor. Bazı kontrollü çalışmalar, belirli amaçlar için geliştirilmiş sistemlerin depresyon ve anksiyete belirtilerinde azalma sağladığını gösterse de, bu sonuçlar genel amaçlı sohbet botları için geçerli değil. Özellikle intihar düşüncesi, kendine zarar verme veya ağır depresif krizler gibi durumlarda yapay zekanın tek başına güvenilir bir destek mekanizması olmadığı konusunda uzmanlar hemfikir.
Dünya Sağlık Örgütü de Mart 2026'da yaptığı değerlendirmelerde, ruh sağlığı için özel olarak tasarlanmamış ve yeterince test edilmemiş üretken yapay zeka araçlarının duygusal açıdan kırılgan anlarda kullanılmasının oluşturabileceği risklere dikkat çekti. Uzmanlar, teknolojinin tamamen reddedilmesi yerine, güvenlik ve insan odaklı kullanım ilkelerinin önceliklendirilmesi gerektiğini savunuyor.