Dünyanın önde gelen finans kuruluşları, Türkiye ekonomisinin geleceğine dair iyimser öngörülerini paylaşmaya devam ediyor. Özellikle HSBC ve Deutsche Bank tarafından hazırlanan güncel raporlar, Türk lirası cinsinden varlıkların küresel yatırımcılar nezdinde cazibesinin arttığını ortaya koyuyor.
Tahvil Piyasasında Güçlü Beklentiler
Deutsche Bank, Türkiye'nin yerel tahvil piyasasına yönelik değerlendirmesini yükselterek "güçlü ağırlık artır" tavsiyesi verdi. Bankanın analizine göre, destekleyici para politikası ve uzun vadeli getiri imkanları, Türkiye'yi sabit getirili varlıklar açısından en çekici piyasalardan biri haline getirdi. Düşük yatırımcı pozisyonları ve cazip değerlemelerin yanı sıra, enflasyon baskılarının azalması ve beklenen faiz indirimlerinin piyasayı destekleyeceği öngörülüyor.
Faiz ve Enflasyon Öngörüleri
Deutsche Bank stratejistleri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın politika faizinde ilk indirime 2026 yılının son çeyreğinde gitmesini bekliyor. Yıl sonu politika faizinin yüzde 36 seviyesine ineceği tahmin edilirken, 2026 sonu enflasyon beklentisi jeopolitik nedenlerle yüzde 30'a revize edildi. Buna rağmen dezenflasyon sürecinin kararlılıkla süreceği görüşü korunuyor.
Borsa ve Sermaye Piyasalarında Ralli İhtimali
HSBC ise Türkiye'deki dengelenme sürecinin güçlendiğine dikkat çekerek, sıkı para politikasının enflasyonu kalıcı olarak düşüreceğini belirtti. Türk hisse senetlerinin hak ettiği değerin altında seyrettiğini vurgulayan banka, "ağırlığını artır" tavsiyesini sürdürdü. Analistler, mali disiplinin korunması ve rezervlerdeki iyileşmenin yabancı yatırımcı güvenini pekiştirdiğini ifade etti.
Kurumlar, uluslararası rezervlerdeki artışın dış şoklara karşı önemli bir kalkan oluşturduğu konusunda hemfikir. Özellikle yüksek reel getiri potansiyeli ve öngörülebilirliğin artması, Türkiye'yi gelişmekte olan piyasalar arasında ön plana çıkarıyor.