Almanya, 2025 yılı itibarıyla hanelerin yalnızca %5,5'inde akıllı sayaç bulunduruyor; bu oran, Fransa, İtalya, Hollanda ve İspanya gibi ülkelerde %90'ın üzerindedir ve AB ortalaması %63'tür.
Bu düşük oran, ülkenin yenilenebilir enerji üretimini talebe yönlendirmesini zorlaştırıyor; rüzgar ve güneş enerjisinin fazla üretildiği saatlerde fazla elektrik israf ediliyor ve Alman hanehalkları Avrupa’nın en yüksek enerji faturalarından bazılarını ödüyor.
Almanya, 2012 yılında yapılan maliyet‑fayda analizinde akıllı sayaç kurulum maliyetlerinin tasarrufları aşacağını belirtti. Veri gizliliği endişeleri ve yerel şebekelerin yetersizliği, kademeli ve piyasa odaklı bir yaygınlaştırma modelini tercih etmesine yol açtı.
2024'te ülke, rüzgar ve güneş enerjisinden fosil yakıtlardan daha fazla elektrik üretti; ancak akıllı sayaçların eksikliği, bu fazla enerjiyi verimli şekilde tüketmeyi engelliyor. Yenilenebilir üreticilere 2025'te yaklaşık 435 milyon avro kısıtlama ödemesi yapılacak.
Akıllı sayaçlar, veriyi 15 dakikada bir göndererek cihazların çalışma zamanını tespit etmeye yeterli bilgi sağlar; ancak bu verilerin kötü niyetli kişiler tarafından kullanılma riski hâlâ tartışılıyor.
AB'nin GDPR ve Siber Dayanıklılık Yasası, akıllı sayaç verilerinin korunmasını zorunlu kılıyor; Almanya da ölçüm noktası işletme yasası ve BSI düzenlemeleriyle güvenliği artırıyor.
Almanya, 2032'ye kadar hanelerin %90'ına akıllı sayaç zorunluluğunu hedefliyor, ancak sertifikasyon gereklilikleri ve yüksek maliyetler bu hedefi geciktiriyor.