İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprağı Ceuta, son 24 saat içerisinde yaklaşık 60 bin kişinin Fas sınırından geçiş yapmasıyla büyük bir düzensiz göç kriziyle karşı karşıya kaldı. Madrid yönetimi, sınır güvenliğini sağlamak amacıyla bölgeye acil olarak asker sevk etme kararı aldı. Yaşanan bu kitlesel hareketlilik, İspanya ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkileri de ciddi bir tartışma ortamına sürükledi.
Diplomatik gerilim tırmanıyor
İsrail'in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Danny Danon, sosyal medya üzerinden İspanya'nın göç politikalarını hedef alan bir paylaşımda bulundu. Danon, İspanya'nın İsrail'e yönelik eleştirilerine atıfta bulunarak, ülkenin kendi sınırlarında olağanüstü hal ilan etmek zorunda kaldığını belirtti. Bu çıkışa yanıt veren İspanya Ulaştırma Bakanı Oscar Puente ise, İsrail'den gelen açıklamaların Ceuta'daki olayların arka planını netleştirdiğini ifade ederek, İsrail'in krizdeki rolüne dair şüpheleri dile getirdi.
Siyasi tartışmalar derinleşiyor
İspanya kamuoyunda ve siyaset dünyasında, göç dalgasının zamanlaması ile Madrid'in Filistin politikası arasında doğrudan bir bağ olduğu görüşü ağırlık kazanıyor. İspanya, Gazze'deki saldırılar nedeniyle İsrail'e karşı Avrupa'da en sert tutum sergileyen ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. Başbakan Pedro Sanchez liderliğindeki hükümetin Filistin Devleti'ni tanıması ve İsrail'e yönelik silah ambargosu kararı alması, iki ülke arasındaki ilişkileri kopma noktasına getirmişti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, İspanya'nın bu adımlarının sonuçları olacağına dair daha önceki uyarıları, mevcut göç kriziyle birlikte yeniden değerlendiriliyor.
Katalan Cumhuriyetçi Solu (ERC) gibi siyasi gruplar ve çeşitli yorumcular, göç krizinin İsrail'in çıkarlarına hizmet ettiğini savunarak konunun daha geniş bir perspektifle ele alınması gerektiğini vurguluyor. İspanyol hükümeti ise yaşananları hem bir güvenlik sorunu hem de uluslararası siyasi bir meydan okuma olarak görmeye devam ediyor.