Günümüzde temassız ödeme kolaylıkları ve taksit seçenekleri, kredi kartı kullanımını yaygınlaştırırken beraberinde ciddi bir borçlanma riskini de getiriyor. Uzmanlar, bu durumun sadece finansal bir sorun değil, aynı zamanda psikolojik bir bağımlılık süreci olabileceğine dikkat çekiyor.
Klinik Psikolog Ebru Günek, kredi kartı kullanımının bireyler tarafından ihtiyaçtan çok duyguları kontrol etme aracı olarak tercih edildiğini ifade ediyor. Stres, mutsuzluk veya düşük benlik algısı gibi olumsuz duygularla başa çıkmaya çalışan kişiler, alışveriş yaparak geçici bir mutluluk arayışına giriyor. Ancak bu kısa süreli tatmin duygusu, yerini hızla pişmanlık ve suçluluk hissine bırakıyor.
Kontrolsüz harcamaların aile ve sosyal yaşam üzerinde yarattığı tahribatın önlenmesi için bazı stratejiler öne çıkıyor. Uzmanlar, alışverişe çıkmadan önce mutlaka bir liste hazırlanmasını ve harcama limitlerinin düzenli olarak düşürülmesini tavsiye ediyor. Bireylerin ihtiyaç odaklı bir bütçe planlaması yapması, borç yükünün yönetilebilir kalmasını sağlıyor. Eğer harcama dürtüsü kişinin iradesini aşan bir noktaya ulaşırsa, profesyonel bir psikolojik destek almaktan çekinilmemesi gerektiği vurgulanıyor. Finansal özgürlüğü korumak adına, duygusal harcama alışkanlıklarının farkına varmak ve bu konuda disiplinli bir yaklaşım sergilemek büyük önem taşıyor.