Irak, hem İran hem de ABD'nin operasyonlarına sahne olan stratejik konumuyla dikkat çekiyor. Ülkedeki en önemli paramiliter güçlerden biri olan Halk Seferberlik Güçleri, bilinen adıyla Haşdi Şabi, 2014 yılında Musul'un IŞİD tarafından ele geçirilmesinin ardından Ayetullah Ali Sistani'nin çağrısıyla kuruldu. Yaklaşık 40 farklı grubu bünyesinde barındıran bu yapı, Bedir Örgütü, Hak Ehli Birlikleri ve Hizbullah Tugayları gibi önemli unsurları içeriyor.
Milis Gruplarının Bölgesel Etkisi
Özellikle Hizbullah Tugayları, Suriye iç savaşındaki rolü ve Lübnan merkezli Hizbullah'tan aldığı eğitimlerle öne çıkıyor. ABD istihbarat verilerine göre yaklaşık 10 bin üyesi bulunan bu grup, insansız hava araçları ve balistik füzeler gibi gelişmiş bir cephaneliğe sahip. Öte yandan, Gazze'deki çatışmaların ardından ortaya çıkan Irak İslami Direnişi, Irak ve Suriye'deki ABD üslerine yönelik saldırılarla adından söz ettirdi.
Silahsızlanma ve Entegrasyon Çabaları
Irak merkezi yönetimi, uzun süredir bu grupların siyasi bağlantılarını kesmesini ve silah bırakmasını hedefleyen kararnameler yayınlıyor. Başbakanlık düzeyinde yürütülen son girişimlerde, milislerin ordu, polis veya terörle mücadele birimlerine entegre edilmesi için teşvikler sunuldu. Bedir Örgütü ve Barış Tugayları gibi bazı gruplar bu sürece olumlu yaklaşırken, Hizbullah Tugayları ve Seyyid eş Şuheda Tugayları dahil olmak üzere altı grup silah bırakmayı reddettiğini açıkladı.
Bu süreç, Irak'ın iç güvenliği ve bölgesel güç dengeleri açısından kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor. Hükümetin yaptırım tehditleri ve sunduğu iş imkanları, milislerin merkezi otoriteye bağlanması noktasında belirleyici bir rol oynuyor. Ancak bazı grupların direnci, ülkedeki silahlı yapıların geleceği konusunda belirsizliğin sürdüğünü gösteriyor.