Türkiye Futbol Federasyonu'nun (TFF) Riva'daki tesislerinde, 2026-2027 futbol sezonu öncesinde kapsamlı bir Spor Güvenliği Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak'ın yanı sıra TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ile Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı Ertuğrul Doğan'ın katıldığı toplantıda, spor müsabakalarında huzur ve güvenliğin sağlanması hedeflendi.
Güvenlikte yeni dönem
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, toplantıda yaptığı konuşmada, güvenliği yalnızca olay sonrası müdahale olarak görmediklerini, riskleri önceden tespit eden proaktif bir anlayışı benimsediklerini belirtti. Bu kapsamda, Süper Lig müsabakalarında İl Spor Güvenlik Kurullarının doğrudan valilerin başkanlığında toplanacağını duyuran Çiftçi, her stadyum ve takım için sabit Müsabaka Güvenlik Amirleri görevlendirileceğini ifade etti. Bu sezon toplam 127 amirin sahada görev alacağı bilgisini paylaşan Bakan, risk analizlerinin masa başında değil, sahadaki gerçeklere göre yapılacağını vurguladı.
Teknoloji ve denetim vurgusu
Güvenlik önlemlerinde teknolojik imkanların artırılacağını belirten Çiftçi, 582 yaka kamerası ve KGYS sistemleri ile stadyumların anlık olarak izlendiğini hatırlattı. Ayrıca, protokol tribünleri dahil olmak üzere tüm alanlarda kuralların tavizsiz uygulanacağını belirten Bakan, 6222 sayılı Kanun'un adli ve idari hükümlerinin kararlılıkla işletileceğini kaydetti. Geçtiğimiz 2025-2026 sezonunda 118 binden fazla müsabakanın oynandığını ve 548 maçta yasal işlem yapıldığını belirten Çiftçi, bu rakamların koordinasyonun önemini gösterdiğini ifade etti.
Sporun marka değeri korunacak
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ise sporun kitleleri birleştiren önemli bir olgu olduğunu belirterek, sosyal medya ve demeçler üzerinden toplumu geren söylemlerden kaçınılması gerektiğini vurguladı. Bakan Bak, "Sporun marka değerini yükseltmemiz lazım" diyerek, tüm paydaşların centilmenlik ruhuyla hareket etmesi gerektiğinin altını çizdi. Toplantıda, sporun sadece maddi kazanımlardan ibaret olmadığı, toplumsal huzurun bir parçası olduğu üzerinde duruldu.