Avrupa’da son dönemde kaydedilen aşırı sıcak dalgaları, nehir ve göllerden topraklara kadar geniş bir alanda su kaybına yol açtı. Dünya Hava Aritmetiği (WWA) araştırması, bu sıcaklıkların Batı Avrupa’da kuraklık riskini küresel ısınma nedeniyle 80 kat, Doğu Avrupa’da ise 40 kat artırdığını ortaya koydu.
Fosil yakıt kaynaklı kirliliğin, Batı Avrupa’da toprak kurutma etkisini beş, Doğu Avrupa’da ise on bir kat yükselttiği bildirildi. Kış aylarındaki yağışlı hava, yaz aylarındaki yüksek sıcaklıkların kuraklığın temel nedeni olmasını engelleyemedi.
Tarım ve su kaynakları üzerindeki etkiler
Haziran sonuna kadar süren analiz, kuraklığın su kaynakları ve tarıma ciddi zararlar verdiğini vurguladı. İngiltere’nin güneyinde hortumla sulama yasağı uygulanırken, birçok ülkede su kullanımına kısıtlamalar getirildi. İspanya ve Fransa’da orman yangınları etkili olurken, çiftçiler son yılların en kuru toprak koşullarıyla mücadele ediyor.
Avrupa genelinde yaklaşık dokuz milyon ton tahıl kaybı öngörülürken, Fransa’da son elli yılın en düşük mısır verimi tahmin ediliyor. Romanya’da ise bir milyon hektardan fazla tarım arazisi zarar gördü.
Enerji ve ulaşımda aksaklıklar
Ren Nehri’nin su seviyesi, 1976 tarihindeki rekor düşük seviyenin altına geriledi. Bu durum, hidroelektrik enerji üretimini azalttı ve kargo taşımacılığını olumsuz etkiledi.
Uzmanlar, artan kuraklığın gıda ve enerji fiyatlarını yükselterek düşük gelirli haneleri zor durumda bırakabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Uzman görüşleri
ETH Zürih’ten Dr. Dominik Schumacher, 2026 kuraklığının 2022’ye göre iki ay daha erken başladığını ve toprakta olağan dışı bir kuruma eğilimi gözlemlendiğini belirtti. Imperial College London’lu Dr. Mariam Zachariah, mevcut durumun 1,4 °C küresel ısınma seviyesinde gerçekleştiğini ve emisyon azaltımı sağlanmazsa şiddetli buharlaşma koşullarının artacağını ifade etti. BM İklim Başkanı Simon Stiell ise, kötüleşen kuraklıkların gezegenin aşırı ısınmasına işaret ettiğini ve yenilenebilir enerjiye geçişin hızlandırılması gerektiğini vurguladı.