Yılın ilk yarısında Orta Doğu'da yaşanan jeopolitik gerilimler, küresel piyasalarda varlık fiyatlarını derinden etkiledi. Ocak ayında 5 bin 598 dolarla tarihi bir zirve gören altının ons fiyatı, bölgedeki çatışmaların tırmanmasıyla birlikte ciddi bir değer kaybı yaşadı. Şubat ayının sonundan itibaren etkisini artıran bölgesel kriz, altın fiyatlarının yüzde 28,4 oranında düşerek 4 bin 7 dolar seviyesine gerilemesine neden oldu.
Fed politikaları ve piyasa beklentileri
Altın fiyatlarındaki düşüşte sadece jeopolitik riskler değil, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) değişen para politikası beklentileri de etkili oldu. Savaş öncesinde faiz indirimi bekleyen piyasalar, çatışmaların ardından enflasyon endişeleriyle birlikte faiz artırımı beklentisine odaklandı. Kevin Warsh'un Fed başkanlığına geçişi ve fiyat istikrarını önceleyen şahin duruşu, piyasalardaki sıkı para politikası beklentilerini pekiştirdi.
Bu süreçte güçlenen dolar ve yükselen alternatif maliyetler, ons altın üzerindeki aşağı yönlü baskıyı artırdı. Altın, haziran ayının sonunda 4 bin doların altına sarkarak Kasım 2025'ten bu yana en düşük seviyelerini test etti. Geçtiğimiz ay kaydedilen yüzde 11,7'lik değer kaybı, Ekim 2008'den bu yana görülen en sert aylık düşüş olarak kayıtlara geçti.
Enerji piyasalarında arz endişesi
Çatışmaların yoğunlaştığı dönemde Brent petrol fiyatları da arz endişeleriyle 114 dolara kadar yükseldi. Hürmüz Boğazı'ndaki risklerin tetiklediği bu artış, küresel enflasyonun yeniden hızlanabileceği endişelerini beraberinde getirdi. Ekonomik büyüme üzerindeki baskıların artması, merkez bankalarını daha temkinli bir duruşa zorladı.
Yılın ikinci yarısında altın fiyatlarının seyri, büyük ölçüde merkez bankalarının enflasyonla mücadele kapsamında atacağı adımlara ve Orta Doğu'daki barış sürecinin geleceğine bağlı olacak. Küresel ticaretin sağlıklı işleyişi ve jeopolitik istikrar, yatırımcıların güvenli liman arayışında belirleyici unsurlar olmaya devam edecek.