Eskişehir mutfağı, yüzyıllar boyunca bu topraklarda yaşamış Tatar, Kırım, Çerkes ve Anadolu kültürlerinin izlerini taşıyor. Bu nedenle şehirde karşılaşılan her lezzet, yalnızca bir yemek değil, aynı zamanda bir kültür mirası niteliğinde. Şehrin simgesi haline gelen lezzetlerin başında hiç kuşkusuz çibörek geliyor. Aslen Tatar mutfağından gelen bu eşsiz börek, ince açılmış hamurun içerisine kıyma, soğan ve baharat karışımı konularak hazırlanıyor. Kızgın yağda pişirilen çibörek, dışının çıtır, içinin ise sulu yapısıyla damaklarda unutulmaz bir tat bırakıyor. Eskişehir'e gelip de çibörek yemeden dönmek, İstanbul'a gidip Boğaz'ı görmeden dönmeye benziyor. BALABAN KÖFTEYİ DENEMEK ŞART Kentin bir diğer ünlü lezzeti ise balaban köfte. Dana etinden hazırlanan köftelerin özel olarak dinlendirilmesinin ardından pişirilmesi ve kemik suyuyla lezzetlendirilmesiyle ortaya çıkan bu yemek, servis sırasında yoğurt ve tereyağıyla taçlandırılıyor. Özellikle akşam yemeklerinde tercih edilen balaban köfte, Eskişehir mutfağının ne kadar zengin olduğunun en güzel örneklerinden biri. Kahvaltı kültüründe de şehrin kendine has tatları bulunuyor. Bunların başında gelen kıygaşa, halk arasında daha çok pişi olarak biliniyor. Kırım Tatarlarının Anadolu'ya taşıdığı bu lezzet, mayalı hamurun kızgın yağda kızartılmasıyla hazırlanıyor. Dışı hafif çıtır, içi ise yumuşacık olan kıygaşa, özellikle kahvaltı sofralarının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Eskişehir'in kültürel çeşitliliğinin mutfağa yansıyan örneklerinden biri de Çerkes mutfağından gelen abısta. Ekmek yerine tüketilen bu hamur işi, sade haliyle bile oldukça doyurucu. Salça, et ya da farklı soslarla servis edildiğinde ise başlı başına bir öğüne dönüşüyor. Görünüşüyle pastayı andırsa da lezzetiyle tamamen kendine özgü bir deneyim sunuyor. TATAR MUTFAĞINDAN GÖBETE Hamur işleri söz konusu olduğunda göbete de mutlaka anılması gereken bir lezzet. Kırım Tatarlarından günümüze ulaşan bu börek türü, geçmişte özellikle yılbaşı sofralarında bereket simgesi olarak hazırlanıyordu. Patatesli, kıymalı ya da tavuklu çeşitleri bulunan göbete, bugün de Eskişehirlilerin en sevdiği geleneksel tatlar arasında...
BİRADAN BİR ÇORBADAN ÇOK FAZLASI Çorba denildiğinde ise akla ilk gelenlerden biri bıt bıt çorbası. İnce bulgur ve kıymadan hazırlanan minik köftelerin nohutla buluştuğu bu çorba, sıradan bir başlangıç olmaktan çok daha fazlası. Doyurucu yapısı sayesinde tek başına ana yemek olarak da tercih ediliyor. Geleneksel tariflerin günümüze ulaşmış en güzel örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. İlginç isimlerden biri de Acı Gıcı. İsmi acı çağrışımı yapsa da aslında oldukça dengeli ve lezzetli bir yemek. Isırgan otu yapraklarının içerisine hazırlanan özel harcın sarılmasıyla yapılan bu yemek, klasik yaprak sarmasından farklı bir deneyim sunuyor. Pirinç, kıyma, domates ve baharatlarla hazırlanan iç harç, ısırgan yaprağının kendine özgü aromasıyla birleşince ortaya oldukça besleyici bir lezzet çıkıyor. Eskişehir'in gözden kaçan ancak mutlaka denenmesi gereken yemeklerinden biri de yufkalı büryan. Haşlanmış tavuk etinin pirinç ve baharatlarla harmanlanmasının ardından yufka arasına yerleştirilip fırınlanmasıyla hazırlanan bu yemek, özellikle doyurucu yapısıyla dikkat çekiyor. Fırınlardan yayılan kokusu bile iştah açmaya yetiyor. TATAR MUTFAĞININ HAKİMİYETİ Tatar kültürünün şehir mutfağına kazandırdığı önemli tatlardan biri de kuzu sorpa. Kuzu eti, yoğurt, un, taze nane ve çeşitli baharatlarla hazırlanan bu çorba, yüksek besin değeriyle öne çıkıyor. Yapımının zahmetli olması nedeniyle her restoranda bulunmasa da rastlandığında mutlaka denenmesi gereken özel lezzetlerden biri olarak gösteriliyor. Tatlı severler için ise Eskişehir'in en önemli armağanı met helvası. Görünüş olarak pişmaniyeyi andırsa da dokusu ve lezzeti tamamen farklı olan met helvası, ağızda dağılan yapısıyla dikkat çekiyor. Şehrin en ilginç atıştırmalıklarından biri de leblebi kurabiyesi. Un yerine leblebi tozu kullanılarak hazırlanan bu kurabiye, hafifliği ve kendine özgü aromasıyla öne çıkıyor. Tereyağı ve pudra şekeriyle hazırlanan tarif, çayın yanında keyifle tüketilebilecek geleneksel bir lezzet sunuyor. Eskişehir'in hikâyesi yalnızca taş binalarda, müzelerde ya da meydanlarda değil nesilden nesile aktarılan tariflerde, fırınlardan yükselen kokularda ve sofralarda paylaşılan lezzetlerde saklı.