CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Rize'de düzenlenen ‘Millet iradesine sahip çıkıyor’ mitingine katıldı. 15 Temmuz Cumhuriyet ve Demokrasi Meydanı'nda gerçekleştirilen mitingde konuşan Özel, iktidara gelmeleri durumunda yapmayı planladıklarını anlattı. Alanı dolduran kalabalıkla birlikte ‘Çayda sömürüye son’ sloganı atan Özel, “Rize’yi, Rizelileri seviyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi, çay üreticisini destekledi ama AK Parti iktidarlarında maalesef çay üreticisi sesini duyuramadı. Bu kentten oyu alanlar, seçim günlerinde bu kente yüzünü dönerken, geçim günleri geldiğinde sırtlarını dönmeyi tercih ettiler. Bugün 210 bin aile, yani yaklaşık 1,5 milyon insan çayla, çay ekonomisiyle geçiniyor, geçinmeye çalışıyor. Ancak maalesef çay üreticisi Cumhuriyet tarihinin en kötü günlerini yaşıyor. Biliyorsunuz 2024 yılında çay mitinginde buradaydık. Muhteşem bir miting yaptık. Bütün Türkiye’ye çay üreticisinin sorunlarını duyurduk. 2025’te çay için ‘35 liradan çay alınsın’ diye söyledik, sözümüzü dinletemedik. 25 lira fiyat verdiler, çay üreticisini perişan ettiler. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak ziraat odalarına kulak veriyoruz. Diyorlar ki 1 kilo çayın maliyeti 31 lira. Bu şartlar altında Rizeliler bu sene hiç olmazsa 40 lira fiyat bekliyorlar. Biz yaptığımız bütün hesaplarda 2002’de AK Parti geldiği günküne sadece enflasyonu uyarlasa, sadece TÜİK’in enflasyonunu uygulasa bugün 40 lira 50 kuruş olması lazım çay. Bu yüzden net olarak söylüyoruz çayın kilosu 40 lira olmalıdır. 1 kilo çay satan 2 ekmeği koltuğunun altına koyup evine gidebilmelidir. Bunun altındaki her fiyat çayda sömürü demektir. ‘Çayda sömürüye son diyoruz’ ve çay için 40 lira fiyat istiyoruz, altında yokuz” dedi.

Çayda taban fiyat uygulamasının olması gerektiğini vurgulayan Özel, “Cumhuriyet Halk Partisi olarak net tutumumuz şudur; 40 lirayı verin, üreticiyi seçime kadar daha fazla perişan etmeyin. Zaten biz iktidar olduğumuzda çay üreticisi için neler yapacağımızı çoktan çalıştık, ilan ettik. Kanun teklifini Meclis'e sunduk, orada beklemektedir. Bizim iktidarımızda üreticiyi kollayacak yani baş kaygısı çay üreticisinin menfaati olacak yeni bir çay kanununu çıkaracağız. Bu kanunda olmazsa olmaz taban fiyat uygulaması olacak. Nasıl 1940’ta rahmetli İnönü hem taban fiyatı hem de alım garantisini getirdiyse o taban fiyattan alım garantisinin sözünü devlet olarak vereceğiz. Çay gibi stratejik, Rize açısından hayat memat meselesi olan, bütün ülke açısından da en çok tüketilen yerli üretimlerden birisi olan çay üreticisi için, çay için her şeyi yapacağız. Ülkenin zorlukları olabilir ama atılacak onlarca doğru adım var. Her zaman bir bahane buluyorlar. İran savaşı var, şu var bu var, sıra size gelmiyor. Sıra herkese geliyor, bir tek size gelmiyor. Bir tek sizden fedakarlık isteniyor. Sadece çayın her dem parasının alınacağını vatandaşa tercihe bıraksan bankalar 20 lira, 30 lira, 40 lira promosyon parası vermeye razıyken, bu imkanlar sizin elinizden alınıyor. Bunun adı kriz değildir. Bunun adı kötü yönetimdir. Bunun adı kötü niyetliliktir. Bunun adı pazarlığı yukarılarda yapıp aşağıdakileri ezmektir. Buradan, memleketinden, Sayın Erdoğan’a sesleniyorum. Yukarılardan bakmayın, bu insanları ezilecek karınca yerine koymayın. Karıncanın kardeşi var, o da Cumhuriyet Halk Partisi’dir” diye konuştu.

‘DENİZCİLİK VE BALIKÇILARDAN SORUMLU BİR BAKANLIK OLACAK’

Denizcilik ve balıkçılık konularına değinen Özel, "Lafı hiç uzatmıyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi iktidara geldiğinde, Bakanlar Kurulu ilan edildiğinde o listede yeni bir bakanlığı göreceksiniz. Denizcilik ve balıkçılardan sorumlu bir bakanlık olacak, bu sorunların tamamı çözülecek. İktidarımızda Rize’nin tüm sorunlarını teker teker çözmeye söz veriyoruz. Değerli Rizeliler, geçtiğimiz haftalarda Zonguldak’taydık. Orası Türkiye’nin en çok emeklisi olan kentlerinden birisi. Rize’de de 110 bin emekli var, dile kolay. Şimdi bu emeklilere soruyorum. Yıllarca çalıştınız. Eller nasırlandı, dirsekler çürüdü, gözlük camları büyüdü. Size devlet dedi ki bugüne kadar sen çalıştın, bize baktın, şimdi sen çalışmayacaksın, devlet sana bakacak. Şu anda aldığınız maaşla geçinebiliyor musunuz? Bugün Türkiye’de resmi açlık sınırı 35 bin lira. Bunu Cumhuriyet Halk Partisi ilan etmiyor. 50 yıldır TÜRK-İŞ her ay bunu hesaplıyor. Bugün Türkiye’de açlık sınırı 35 bin lira. Ama en düşük emekli maaşı sadece 20 bin lira. Ortalama emekli maaşı 23 bin lira. Ve Türkiye’de yine TÜRK-İŞ'e göre resmi yoksulluk sınırı 113 bin lira. Yani 2 tane emekli bir araya geldiğinde açlık sınırını ancak geçiyor. Yani iki emekli ancak açlık sınırını geçebiliyor. Ama yoksulluktan kurtulmak için 5 emekli parasını bir yere vermesi gerekiyor. 5 emekli birleşseler, ancak bütün parayı birine verseler, dördü açlıktan ölse gitse, birisi ancak yoksulluk sınırını geçebiliyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerini anımsatarak konuşmasını sürdüren Özel, “Sayın Erdoğan ne diyordu? ‘Daha az ekmek alan bana beddua etsin’. Haşa sümme haşa, ne memleketinde ne başka bir yerde Erdoğan’a beddua ettirmem. Ama o da şunu bilsin ki hemşehrileri dahil bütün emekliler, bu iktidardan kurtulmak için dua ediyorlar. Soruyorum emeklilere; bu iktidarı değiştirecek miyiz? Söz mü? Gözlerinizdeki öfkeyi görüyorum. Bu büyük bir haksızlığa gösterilen tepkinin öfkesidir. Türkiye’de herkes şunu bilsin ki bu memleketi hep birlikte kurtaracağız. Manisa’daki üzüm üreticisiyle Rize’deki çay üreticisi el ele verirse kurtulacak. Giresun’daki, Ordu’daki fındık üreticisiyle Gaziantep’teki fıstık üreticisi, Çukurova’daki pamuk üreticisiyle Hayrabolu’daki buğday üreticisi omuz omuza girerlerse kurtulacak. Esnaf kurtulmadan hiç kimse kurtulmaz. Emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz. Öğrenciyle polis birlikte kurtulursa bu iş olacak. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” ifadelerini kullandı.

“Biz Türkiye’de bütün emeklileri, bütün emekçileri, bütün çiftçileri, bütün balıkçıları ve bütün esnafı birlikte kurtarmak için bir yola çıktık. Siyaset, öncelik belirleme işidir. Bir ülkenin, hele hele Türkiye gibi bir ülkenin, doğru planlandığında kaynakları her şeye yeter ama hepsine birden yetmez. İşte burada siyaset karar verir, kimden yana olacaksın? Bir tarafta güçlü şirketler, bir tarafta onun işçileri. Biz kalkınmayı savunan, ekonomide üretimin artmasını savunan, üretimin kalkınma getirmesini, daha çok kazanmayı ama adil bir vergi sistemiyle verginin çok kazanandan çok, az kazanandan az, kazanmayandan alınmayacağı bir sistemi savunuyoruz. Biz vergide adaleti savunuyoruz. Bugün Türkiye’de 100 liralık verginin 65 lirası dolaylı vergilerden. Yani dünyanın en adaletsiz, en acımasız vergisiyle alınmaktadır. Bugün Türkiye’de bir fabrikatörle, bir milyarderle bir asgari ücretli, elektriğe, suya, doğal gaza, giyime kuşamına, çocuğunun ayağına aldığı ayakkabıya aynı dolaylı vergiyi ödemekte, bu vergi tahsilatının yüzde 65’ine denk gelmektedir. Kalanı yüzde 23’le gelir vergisidir. Yani sizlerin daha maaşınızı çekmeden, bankadan almadan içinden kesilen gelir vergisidir. Biz bu düzeni ters yüz etmek durumundayız. Kazananların az verdiği, bu meydanın çok vergi verdiği düzen AK Parti’nin kara düzenidir. Bu düzeni değiştirmeye var mısınız? İşte bu düzeni altüst edeceğiz. Çok çalışacağız, kalkınacağız, birlikte kazanacağız ama eşit, hakça bölüşeceğiz.”