Kahramanmaraş'ta yaşanan okul saldırısının ardından sosyal medyada yayılan "fail otistik" iddiası kamuoyunda geniş yankı buldu. Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların şiddet eğilimleri olduğu algısı yaratılmaya çalışıldı. Ancak uzmanlara göre bu tür değerlendirmeler ne bilimsel ne de etik. Konuyu Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Mustafa Otrar ile değerlendirdik. Otrar, birkaç saniyelik görüntüler üzerinden bir bireye tanı konulamayacağını belirterek bu yaklaşımın toplumda derin yaralar açtığını söyledi.
Otizm spektrum bozukluğu gibi nörogelişimsel durumların ancak çok boyutlu değerlendirmelerle tanılanabileceğini vurgulayan Otrar, bu süreçlerin Rehberlik ve Araştırma Merkezleri (RAM) bünyesinde yürütüldüğünü hatırlattı. Gelişigüzel yapılan etiketlemelerin, özel eğitim ihtiyacı olan çocukları zan altında bıraktığını ifade etti. Türkiye'de 0-18 yaş grubunda 700 bine yakın otizmli çocuk var. Peki bu çocuklar gerçekten şiddete eğilimli bireyler mi? Eğitimleri nasıl olmalı? Kaynaştırma eğitimleri nasıl yapılıyor? Bu eğitimler sınıftaki diğer diğer sağlıklı çocuklara neler kazandırıyor? Bu soruların yanıtlarını Otrar, SABAH'a şöyle anlattı:
ŞİDDETLE BAĞI YOK: Otizm ile şiddet eğilimi arasında herhangi bir bilimsel bağ yok. Aksine, otizmli bireyler çoğu zaman zorbalığın hedefi oluyor. Buna rağmen ortaya atılan iddialar, toplumdaki yanlış algıyı güçlendiriyor.
AYNI SINIFTA, AYNI HAYATTA: Türkiye'de 439 bin 908 öğrenci kaynaştırma eğitimi kapsamında akranlarıyla birlikte eğitim alıyor. Bu süreçte farklılıklar bir engel olarak görülmez, aksine öğrenme ortamını zenginleştiren bir unsur olarak değerlendirilir. Böyle bir yapı, hem bireysel hem de toplumsal gelişim açısından önemli fırsatlar sunar.
HANGİ DÜZENLEMELER VAR?: Kaynaştırma öğrencileri için okullarda şu düzenlemeler uygulanıyor: Her öğrenci için bireyselleştirilmiş eğitim programı hazırlanıyor. Sınıflarda en fazla 2 kaynaştırma öğrencisi bulunuyor. Destek eğitim odalarıyla bireysel ihtiyaçlara yanıt veriliyor. İhtiyaç halinde kaynaştırma/ bütünleştirme öğrencilerinin akademik, sosyal ve öz bakım becerilerini desteklemek amacıyla kolaylaştırıcı kişiler görevlendiriliyor.
AYIRMAK ÇÖZÜM DEĞİL: Olay sonrası gündeme gelen "Kaynaştırma öğrencileri ayrılsın" talepleri son derece yanlış. Bu yaklaşımın bilimsel bir karşılığı olmadığı gibi masum çocuklar hedef haline getiriliyor. Kaynaştırma, öğrencilerin sosyal becerilerini geliştirirken, akranları da empati kurma, işbirliği yapma ve farklılıklara saygı gösterme gibi önemli yaşam becerileri kazanır. Bu süreç, sınıf içinde daha kapsayıcı ve daha anlayışlı bir atmosfer oluşmasına katkı sağlar.