CHP yönetimi dün de bir ilke imza attı ve daha ne yapacağını açıklamadan AK Parti'ye geçeceği gerekçesiyle Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ın ihraç sürecini başlattı. Bir kopuş yaşanacağı, işin buraya geleceği aylar öncesinden belliydi. Ancak ortada siyaset açısından garip bir durum var. 24 yıldır iktidar olan ve yıpranması gereken AK Parti değil, ülkenin ana muhalefet partisi CHP sürekli kan kaybediyor. Üstelik en son yapılan yerel seçimlerde birinci parti çıkmasına rağmen. O birinciliği koruyamadığı gibi kazandığı birçok belediyeyi de kaybetti. En başta da Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, CHP'den ayrıldı. Şimdi buna kazanılması zor bir şehrin belediye başkanlığını kazanan, CHP'nin en "ulusalcı" ismi Burcu Köksal da katılıyor. Bugüne kadar neredeyse 20'ye yakın belediye başkanı istifa etti. Bunun 16'sı da başka bir muhalefet partisine değil, iktidardaki AK Parti'ye katıldı. Bu değişimi, CHP yönetiminin ve akıl veren akademisyenlerin oturup düşünmesi gerekiyor. Çünkü bu geçişler klasik bir parti değiştirme ya da "koltuğu koruma" kaygısıyla yapılan geçişler değil. İşin arka planında CHP'nin sürüklendiği rant kavgası ve onun getirdiği siyasi savrulma var. Hatırlayın bizzat Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Çerçioğlu, Kuşadası'ndaki 6 milyarlık rant dosyasından söz etmiş, Özgür Özel'e ilettiği hâlde etkili olamamıştı. Aynı şekilde CHP Uşak yönetimi de CHP Genel Merkezi'ni Özkan Yalım nedeniyle uyarmış ama dinletememişti. Böyle onlarca örnek var. Tablo gerçekten siyaset açısından taşınabilir değil. Ne İBB eksenli "İmamoğlu Suç Örgütü" iddialarını ne Uşak'taki rüşvet rezaletini ne de Antalya'da dönen dolapları hiçbir parti taşıyamaz. Böyle bir siyasi zeminde bile ilkesel olarak parti değiştirmeye karşı çıkmak anlamlıdır ama bu konuda temiz bir tarihe ve geçmişe de sahip olmak gerekiyor. 90'larda çok parti dolaşan bir "Fırıldak Kubi" vardı. Bugün onun bile kemiklerini sızlatanlar parti değiştirmelere karşı çıkıyor. Bu konuda özellikle CHP'lilerin susmalarında yarar var. Çünkü tarihe geçen en sarsıcı parti değiştirme rezaleti "Güneş Motel" olayıydı. Onun altında da CHP imzası vardı. Adalet Partisi'nden seçilen 12 kişi CHP'ye geçmiş, hepsi de kurulan CHP hükümetinde bakan olmuştu. Sonraki yıllarda da çok geçişler oldu. Bugün mezarı başında utanç verici "rakılı" anma yapılan laiklerin simge ismi Kamer Genç bile 90'larda CHP'den DYP'ye geçmiş, sonra herhalde tutunamadı ki tekrar CHP'ye dönmüştü. Yine CHP'nin genel sekreterliğini yapan Ertuğrul Günay da 2007 yılında AK Parti'ye geçmiş ve bakan olmuştu. Ama belki de en ilginci bir dönem CHP ve SHP'nin "sol" kanadındaki en etkili isimlerinden Kemal Anadol'un Kemal Derviş'le birlikte Boyner'in partisi YDH'nin kurucuları arasında yer almasıydı. İlhan Kesici, Lütfullah Kayalar, Abdüllatif Şener gibi sağ partilerden CHP'ye geçen isimler de oldu. Bütün bu geçişler büyük oranda tekil tercihlerdi. Ama şimdiki geçişlerde siyasetteki derin kırılmanın da etkisi var. Bir yanda Başkan Erdoğan'ın liderliğini yaptığı "yerli ve milli" bir eksen, diğer yanda ise giderek ayyuka çıkan "yolsuzluk, rüşvet ve irtikâp" üçgenine sıkışan CHP gerçeği var. Önümüzdeki süreçte hesapta olmayan çok sayıda ismin bu dalgaya katılması şaşırtıcı olmayacak.
CHP’yi çıldırtan istifalar #antalya hakkında detaylı bilgiler güncellenmektedir.