Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul'daki Rami Kütüphanesi'nde düzenlenen "Kazasker Mustafa İzzet Efendi" kitabının lansman programında konuştu. Ersoy, Bakanlık olarak Türk-İslam medeniyetinin fikrî, ilmî, kültürel ve sanatsal mirasını korumak ve yaşatmak adına yoğun bir mesai yürüttüklerini vurguladı. Bu mirası ortaya koyan alimlerin, sanat erbaplarının ve ustaların adını yaşatmanın bir minnet ve vefa borcu olduğunu belirten Ersoy, bugün tanıtımı yapılan "Kazasker Mustafa İzzet Efendi" kitabının da bu bilinçle ortaya konduğunu kaydetti.
Ersoy, tarihe iz bırakan devlet adamları, alimler ve sanatkarların genellikle birden fazla alanda yetkinlik kazandıklarına dikkat çekerek şöyle konuştu:
"Kendilerini en az iki-üç sahada yetiştirmiş ve bunu da gerçekten en üst seviyede yapmışlardır. Zaten geride bıraktıkları mirasa baktığımızda da sahip oldukları donanım ve birikim kendini açık şekilde göstermektedir. Kazasker Mustafa İzzet Efendi de bu gerçeğe çok güzel bir örneklik teşkil etmektedir. O, Osmanlı İmparatorluğu'nda hem ilmi hem askeri ve bürokratik rütbelerin üst mertebelerine kadar yükselmeyi başarmış bir liyakat abidesidir. Hanende, bestekar ve neyzen olarak el üstünde tutulmuş bir musiki ehlidir. Ve hepsinin ötesinde, hat sanatı tarihinde istisnai bir konuma yükselmesini sağlayan çok sayıda niteliğe sahiptir. Bu çok yönlülük onu kültür tarihimizdeki en özel insanlardan biri kılmaktadır."
Mustafa İzzet Efendi'nin hat sanatındaki yerinin ayrı bir önem taşıdığını dile getiren Ersoy, sanatkarın sülüs, nesih, celi sülüs ve celi talik gibi yazı türlerinde büyük bir ustalık sergilediğini söyledi. Ayasofya-i Kebir Camii'ndeki büyük hat levhalarının onun eseri olduğunu hatırlatan Ersoy, bu nedenle sanatkarın günümüzde "Ayasofya Hattatı" olarak anıldığını ifade etti.
Ersoy ayrıca Ayasofya'daki kubbe yazısı başta olmak üzere birçok yapının kitabesinde imzasının bulunduğunu, 11'den fazla Mushaf-ı Şerif yazdığını ve bazı ilmi eserlerin hattatlığını üstlendiğini belirtti. Mustafa İzzet Efendi'nin 200'den fazla hilye yazdığını ve büyük boy hilye-i şerif yazma geleneğini başlattığını da kaydeden Ersoy, 1866'dan itibaren harf inkılabına kadar Osmanlı matbaacılığında kullanılan kalıpların da onun nesih hattıyla yazdığı harflerden oluşturulduğunu söyledi.
Sanat tarihçisi İsmail Orman tarafından kaleme alınan kitabın önemli bir kaynak niteliği taşıdığını belirten Ersoy, şunları kaydetti: