Yalova'da yaşayan Hamza Hanedar, geçirdiği felç sonrası malulen emeklilik başvurusunda bulundu. Ancak emeklilik şartları oluşmadığı için Hanedar'ın SGK tarafından başvurusu reddedildi. Mahkemeye açtığı davayı kaybeden Hanedar'a, kurum tarafından 53 bin TL, vekalet ücreti ve dosya masrafı tebliğ edildi. Borcunu ödemeyen Hanedar'ın kredi kartına SGK tarafından bloke konuldu.
Hamza Hanedar, bunun üzerine, 7 Ocak'ta saat 11.30 sıralarında, kurum avukatı Zekeriya Polat ile görüşmek üzere SGK İl Müdürlüğü binasına geldi. Avukatın odasında taraflar arasında çıkan tartışmada Hanedar, yanındaki tabancayla Polat'a ateş açtı. Polat, karın bölgesine isabet eden kurşunlarla yaralandı, şüpheli ise tesadüfen kurumda bulunan jandarma ekipleri tarafından yakalanıp polise teslim edildi. Ambulansla özel hastaneye kaldırılan avukat Polat, müdahalelere rağmen kurtarılamadı. 2 yaşında çocuğu olduğu ve engelli kadrosunda görev yaptığı öğrenilen Zekeriya Polat'ın cenazesi, memleketi Kahramanmaraş'ta toprağa verildi. Hamza Hanedar ise tutuklandı.
Savcılık soruşturması sonrası tutuklu sanık hakkında, 'Kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak (planlayarak) öldürmek' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açıldı. 'Ruhsatsız silah taşımak' suçundan da 3 yıl hapsi talep edilen Hamza Hanedar'ın, Yalova 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki yargılaması devam etti. Hanedar'ın, Sakarya Kapalı Cezaevi'nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldığı duruşmaya, Zekeriya Polat'ın annesi Havva Polat, eşi Semiha Polat, avukatları ile Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ve çeşitli illerden gelen avukatlar katıldı. Davada sanık hakkında Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda şahsın cezai ehliyetinin bulunduğu bildirildi.
Duruşmada, söz verilen Zekeriya Polat'ın eşi Semiha Polat, "Bugün buraya eşimin son kez evden çıkarken taktığı şapkasıyla geldim. Ağlamak istemiyorum. Öyle bir gün gelecek ki sen ölmek için Allah'a yalvaracaksın. O günler gelecek. En ağır cezayı almasını istiyorum. O bizim güzel günlerimizi çaldı. Oğlumun hayatını çaldı. Ben de istiyorum ki güneş görmesin" ifadelerini kullandı.
Son sözleri sorulan sanık Hamza Hanedar, "Rahmetliyi öldürme amacım yoktu, amacım kolundan yaralamaktı. Ambulans çağırın diye bağıran benim, silahı yere bırakan da benim. Ben hiçbir şey tasarlamadım. Olay sırasında rahmetli odadan çıkmaya çalıştı, ben de çıksın diye kapıdan çekildim. Benim 9 seneden beri emekliliğim kesilmiş, rahmetliyi de tanımam. Sadece hakkımı almaya çalıştım. Hesaplarıma da el konuldu. Benim hiçbir gelirim yokken, bir de elimdeki paraya el konulunca kendime sahip olamadım. Kesinlikle öldürme gibi bir amacım yoktu, olanlar isteyerek olmadı. Beni canavar gibi göstermeye çalışıyorlar ama ben canavar değilim. Öyle olsa silahı yere bırakmaz, çıkmasına da izin vermezdim. Ben mağdurum. Kesinlikle öldürme amacıyla oraya gitmedim. O günden beri hesaplarıma el konulduğu için sarhoş gibi geziyordum. Çok pişmanım, çok üzülüyorum. Ailesi olduğunu bilmiyordum. Allah onlara sabır versin" dedi.
İlk celsede sanığın, tasarlayarak ve kamu görevlisinin görevini yaparken öldürülmesi suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını ve sanığın ruhsatsız silah taşımak suçundan da cezalandırılmasını talep eden savcı, bu celse de mütalaasını tekrarladı. Savunmaların ardından mahkeme heyeti kararını açıklamak üzere duruşmaya ara verdi. Aranın ardından heyet, 'Kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmek'ten ağırlaştırılmış müebbet, 'Ruhsatsız silah taşımak' suçundan 3 yıl hapis ve 30 bin lira ceza verildi.